Bütün hikayeler

Depo

Hikaye 11

Dinle

Yapay sesle okuma · Ses dosyasını indir

Kayıkların kayık tepesinden indiği yıl sarnıcı boşalttılar. Kırk sütun. Islak taş. Biri ışıklar asıp derin uca bir bar koydu.

Pazarın tentelerinden balık kokusu peşinden aşağı iner. Kapıda geceyi bileğine bağlarlar. Gri bant. Borcun varken parlak. İşin bittiğinde karanlık.

Dokuzda, ucuz saat için geldi. Yirmi iki yaşında. İkinci turunda parlak.

Önündeki oğlan geri çevrilmişti. Kanında bir şey, barmenin yine de dolduracağı bir şey. Kapıya sövdü. Eve gitti. Sabah hayattaydı. Bunun faturasını kimse kesmedi.

Depo kendi kendini çalar. Bas sütunlardan, eski suyun taşından yukarı çıkar. On yıldır kuru. Üç yüzyıl ileride. Dişlerinde hissetti.

Kadın uzak tepeden indi. Saçında burada kimsenin parasını ödemediği yağmur. Adam önce yağmuru gördü.

Ucuz saatin son turunu paylaştılar. Tek atımlık içkilerin isimleri havalardan geliyordu. Satın alınmış yağmur. Eksik. Uzun gecikme. Barmen eksiği eksik doldurdu. Bir gülüş.

Kadın gözleri kapalı dans etti. Adam izledi. Kadın iki kez kulağına konuştu. Bas alıp götürdü. Üçüncüsünde: sen.

Vestiyer izdihamında ıslak bir bant kaydı. Birbirlerinin bileklerini takmış, gülerek çıktılar. Adamınki artık karanlıktı. Kadınınki onun borcuyla parlaktı. Dar bant adamı ısırıyordu. Aşağı bakmamıştı.

Barın yanındaki bir kız kuzeninin havaalanı otobüsüne yetiştiğini söyledi. İyi iş. İyi vardiyalar. Onlara iki kez anlattı. “Nadir,” dedi, ikisi de sormadığı halde. Nadir, kaplumbağasını bir ayakkabı kutusunda ona bırakmıştı. Kapak elini iterek kalkıyordu. Barmen bahşişleri bir tabaktan boşaltıp içine su doldurdu.

“Geri değiştir,” dedi genç adam.

“Beni harca.”

“Şehirde bunun için bir alan yok.”

“İçki kalemine yaz.”

Pahalı saatleri kadının koluyla satın aldı. Kadın onun parasızlığını giydi. Adam, kadının geri isteyip istemeyeceğini anlamak için dönüp dönüp bakıyordu.

Üçüncü sütunun arkasında merdivenler eski suya iniyordu. İndiler. Kadının omuzlarına soğuk taş. Adamın dizlerinin altında kum. Kadının kalçalarında sordu. Kadın cevap verdi. Adamın borcu, kadının bileğinde parlak, adamın sırtının üstünde hareket ediyordu. Tepelerinde bas devam ediyordu. Burada, aşağıda damla tempo tutuyordu.

Aç çıktılar yukarı. Tuzlanmış. Ciddi.

Gecede bir kez oda bir bilek satın alır. Bütün gece, tutup gösterme ruhsatıyla birlikte, bedava kadehle ödenir. Satın alınan geceler bütün hafta barın üstünde oynar. Sıra hiç kısalmaz.

Adamın bileğini seçti. Kadınınkini, adamın üstünde. Alkış. Bir kadeh. Okuyucu iki geceyi tek geceye dosyaladı: saklandı; mülkiyet belirsiz; değer kesin.

Adam kadehe uzandı. Kadın elini onun bileğine kapattı. Adam kadehi öbür eliyle aldı.

Şafakta bantları ödünç paltolar gibi geri verdiler. Deride soluk oluklar. Kapı onları ayrı ayrı okudu. Her şeyi, hesap tutacak biçimde yanlış okudu. Dışarıda pazar kuru buzun üstüne ıslak balık seriyordu. Sabah onlarındı. Henüz satılık değildi.

Ertesi hafta onların gecesi barın üstünde oynadı. Eski merdivenler. Kadının omuzları soğuğu yeniden alıyordu. Adamın ağzı kadının boğazında. Kamera onları sevdi. Onlara isim koyamadı.

Yabancılar işaret etti. Sen, sen.

Kadının paltosunun altında adamın başparmağı bel lastiğini buldu. Kadın orada yakaladı. İkisi de gözünü duvardan ayırmadı.

Sonra sırada durdular. Bas taşın içinden başladı. Duvarda birinin gecesi yeniden başladı.

İçeri girmek için ödediler.