Yoklamayı dokuzda oda okur, ıslak montlar askılarda, isimler oturma sırasına göre, ve dördüncü isimde bir çocuğun fısıldamayı bırakırken verdiği duraklama olur, ve sonra, pencere kenarındaki sıradan, standart sesle, standart parlaklıkla: Burada. Sıra bedeli dönemin faturasında süt ile yüzme arasında durur. Kart bir perşembe günü yenilenir.
İkinci sıradaki bir oğlan, ilk hafta, onun da büyüyüp büyümeyeceğini soruyor. Ona sıranın aynı sıra, yoklamanın aynı yoklama olduğu söyleniyor, bu bir cevap değil, oğlan onu cevap yerine koyuyor. Bu işte çocuklar personelden çabuk. Onun sırasına, kimsenin annesinin boşaltmadığı o sıraya, bir şeyler gizlerler, o da her birine ismiyle teşekkür eder ve oyun saatinde boyalı çizgilerin hizasında bekler, elleri kavuşuk, sekiz yaşında, tam, basıldığı gibi. Sınıf fotoğrafı güzün çekilir; bahara onu orta sıraya almış, iki yanında duran çocuklar da, kıpırdadıklarını hatırlamadan, biraz aralanmış.
Sınıfın uzun bölme öğrendiği yıl yenilemeler kesiliyor. Müdür ismi bir dönem daha, ödenmeden, yoklamada tutuyor, dönemin mevcudu yerinde duruyor, mevcudu izleyen ödenek de onunla birlikte yerinde duruyor, bunun hangi iyilik olduğunu kimse sormuyor. Yoklamayı okuyan öğretmen bir kez, koridorda, dördüncü isim artık düşürülebilir mi diye soruyor, dönem sonunda kendiliğinden hallolacağı söyleniyor, hallolana kadar da her sabah okuyor. Ertesi yıl okuldan ayrılıyor, nedenini söylemiyor, sonra dördüncü isim başka bir isim, sırada kalem talaşıyla birinin misketleri var, her sıradaki gibi. Sınıf buluşmasında, yirmi yıl sonra, biri eski kâğıt yoklama defterini buluyor — kâğıt olanı, ödeneğin hiç okumadığını — ve şaka olsun diye yüksek sesle okuyor, ve oda büyümüş sesleriyle Burada diye cevap veriyor, isim isim, ve dördüncü isimde oda duruyor, ve bir kadın, yan sıradaki kız, elini masaya düz koymuş buluyor kendini, koymaya karar vermiş değil. Cevap veren sessizlik sekiz yaşında.