Adam kalkmaya çalışıyor. Görevli, adamın sağ dirseğini bırakmadı.
Çizelgede on bir kişi, iyi gri paltolar içinde. Yürüme adımıyla geliyorlar. Koşarsan oda bilir.
Beş basamak. Mevcudiyet. El. Sandalye. Sessiz oda: su, iki yumuşak koltuk, saat yok. Yirmi dakika ücretsiz. Beşin kendi formu var, başka yerde dosyalanıyor. Bu yıl iki kez bir palto temizlikten salonun fişi cebinde döndü. İki seferinde de dokuz numaralı kancanınki. Kimse sormadı.
Bugün Salı, rampada. Panoda iki yüz kırk. Adamda iki yüz otuz dokuz var, annesini anlatmaya başladı.
Görevli sandalyeyi duvardan tek hareketle getirdi. Adam oturdu. Şimdi yeniden kalkmaya çalışıyor.
Yetiştirdiği altı kişiden biri kapıdan seyrediyor.
Görevlinin kendi dosyasında gecikmiş borç doksan bir. Karısında iki yüz altı. Dört yıllık Perşembe kalmış.
Eğitim kitabında el açık.
Kendi elini kapatıyor. Adam yeniden oturuyor. Bırakmıyor. Yarım boy matara adamın elinden düşüyor. Görevli yuvarlanmasının durmasını bekliyor.
Sessiz odada adam matarayı dizlerinin arasında tutuyor. Sağ eli sol avucuna dayalı.
“Bir kelime.”
“Biliyorum.”
“Ona uzun olanları öğrettim. Uzun olanlar sanıyordum.”
Görevli su dolduruyor. Arkasında: öğretilen kelimeler her zaman saklanan kelimeler değil. Yüksek sesle okumuyor. Matara kapalı kalıyor.
Adam on bir dakika kullanıyor.
“Perşembe yine gelebilir miyim?”
“Evet.”
“Tarife yükselmiş olur mu?”
“Yeni yılda. Perşembe bu yılın içinde.”
Adam sol eliyle sağ eline Perşembe yazıyor. Görevli onun için eli sabit tutuyor.
Dörtte müdahale hanesine üç giriyor. Altında on bir kelimelik yer var.
Bulunuldu, sandalye, sessiz oda. İz yok. Düzen yeniden sağlandı.
Eğitim kitabını açıyor. Açık elin yanındaki kenar boşluğunda: Oda sessizleşmeden bırakmayın. Kendi yazısı.
Onun kancası dört. Paltosunu asıp kolunu sıvıyor. Genç olan bekliyor.
Sandalyeye oturuyor. Kolunu ona veriyor. Boştaki eliyle genç adamın parmaklarını yerleştiriyor.
Bir parmağı biraz daha yukarı kaydırıyor.