Salı. Yağmur dörtte başlamadan önce bent yolunu yürüdüm, martılar parmaklıktaki yerlerini tutuyordu, pompa binası yanlış günde pazar uğultusunu çıkarıyordu, ve E. uzak kapıdaydı, yeşil paltoyla, yakası kalkık, ve ben üzerinde hiç anlaşmadan anlaştığımız gibi mesafeyi tuttum. Diz bugün daha iyiydi.
Çarşamba. Köşedeki yerden ekmek, kasada hâlâ sıcak. Oradaki kız ekmeği bana eski ismiyle söyler, yarı yarıya, annesinin kelimesi. E. yine yeşil paltodaydı. İki gün alışkanlık değil.
Perşembe. Yenileme günü. Yine diz. Yağmur dörtten itibaren, dörtte de geldi.
Cuma. E. bu günlüğü sabahın dördünde açtı. Kaydı kısa tuttum.
Pazartesi. Uzun bir yürüyüş, turun tamamı, su örtüsünün altında, kapalı bir evdeki mobilya gibi. Yıldönümünü düşündüm. Göl, planlandığı gibi, haziranın ikinci haftası, balkonu göle bakan oda, mavi tenteli yerde kahvaltı. Balkon tarafını isteyecek. Ben pencereyi istemeyi not ettim. Şimdiye dek kaldığımız her odada kapıya en yakın o uyur, bir ayağı yorganın dışında, elim de omurgasının merdivenini bilirdi.
[Bu günlük devam planınız kapsamında sağlanmaktadır. Kayıtlar hizmet iyileştirmesi amacıyla özetlenebilir ve toplu hâlde kayıtlı karşı tarafın erişimine sunulabilir.]
Salı. E. altını çizmeye başladı. Kurşun kalem, hafif, alışveriş listesine yaptığı gibi, ekmeğin altına iki kez. Salının martılarının altına. Yakası kalkığın altına. Artık altı çizilenlere doğru yazıyorum.
—siyah köpekli adam şapka takmaya başladı. Yakışmıyor. Ve eve vardığımda ekmek hâlâ sıcaktı, o yerin bütün numarası da bu, yolun kısalığı, ve E. ikinci kapının yanındaki banktaydı, yürümüyordu, öylece oturuyordu, paltosu boğazına kadar kapalı, ve ben yolun uzunluğu kadar uzağa oturdum ve aynı suyun kımıldamayışını izledik.
Perşembe. Yenileme günü. Köşedeki yerin kızı E.’yi sormaz oldu. İnsanlar bir hanenin şeklini bir isimden daha çabuk öğrenir.
Haziran, ikinci hafta. Göl, planlandığı gibi. İlk ışık bir deniz kabuğunun içinin renginde, balkon tam resmedildiği gibi, kahvaltı mavi tentelerin altında, kahve biz daha istemeden geliyordu, ve E. yeşil paltoyla korkulukta, yüzü suya dönük, ve onu fotoğraflamadım, bazı sabahlar eski usul saklamak içindir. Oda rezervasyonu ikimizin de adına tuttu. İkinci isim bir hizmet.
—martılar yine, hepsi aynı yöne dönük, havaya karşı, neyin gelmekte olduğunu gök daha söylemeden böyle anlarsın, ve E., elleri paltoda, parmaklıkta aralarında duruyordu, ve birer birer gittiler ve o kaldı, parmaklıktaki son şey, ona dönük.
Cumartesi. Uykunun eski tarafından, tenimde onunla erken uyandım. Sırtının çukuru avucumun altında nemli, topuğu beni yerimde tutmak için bileğime takılı, komşular yabancı kalsın diye yastığa çıkardığı ses — hepsi bende, eksiksiz: ensesinin tuzu, kalçasındaki iki nokta üst üste gibi iki ben, sonrasında ismimi bir kez, dosyalar gibi söyleyişi. Kaydı uzun tuttum. Bazı şeyler oldukları boyda yazılmalı.
Çarşamba. Bunun üstünde yine eksik sayfalar, dördüncü kez. Yazmadığımı hatırlamıyorum. Defter beni cümlenin ortasından sürdürüyor.
Perşembe. Yenileme günü. Diz. Yağmur dördü geçirdi, kimse de çıkıp hatanın keyfini sürmedi. Kapakta yeni bir iz var, derin, başparmak tırnağı şeklinde.
Pazar. E. bugün uzun süre okudu, ilk salıdan ileriye doğru, kalem baştan sona elinde, ve hiçbir şeyin altına hiçbir şey koymadı, ve kapattı, ve oturdu, kapak avucunun altında kapalı, dışa açılan bir kapıyı kapalı tutuşun gibi. Kaydı kısa tuttum. Yarın tur, uzak kapı, yaka havası. Nerede yürüdüğümü biliyor.