Tepsideki saat babasının. Kurmalı cinsinden. Tramvayda manşetiyle parlattığı bir baş harf. Bileğinde soluk bir şerit.
Tepsiyi genç memur getirdi. Eşya bürosunda otuz yıl, ilk kez bir tepsiye başlayamıyor. Kendi katlayışıyla katlanmış bir bilet. Boğulmuş bir cep sözlüğü. Kemik düğme. Bir kibrit çöpüne sarılmış yeşil iplik.
Başparmağını okuyucuya koyuyor.
Kimlik teyidi askıda.
Kart ismini basıyor. Yenilemelerini. Kırk yıl önce ayrıldığı bir okulun sıra bedelini. Ödeme talimatlarını. Aşağıdaki ceset o. Büronun teyit etmesi gerekiyor.
Camın ötesinde bir su yüzü görüyor. Kendi yansıması yüzün üstünde yatıyor. Hangi ifade onun? Sonra eller. Elleri tanıyor.
Altı yaşına bastığı kış babası kayıt bürosuna iki oğlan götürdü. Eve eksilerek dönüş. İki kase bir oldu. Kancada bir palto. Kimse silindi demedi. O başka aileler içindi. İlk doğanın saati yıllarca çekmecede kaldı. Ona geldiğinde soğumuştu.
Kardeşi yaşamıştı. Hesap yok. Sıra yok. Ücret yok. Sonunda su. Onu okuyabilecek tek adama teslim edilen bir tepsi.
Genç memur kuralı okuyor. Eşya ölünün kimliğini belirler. Memurun imzası tespiti tamamlar. Tereke ismi izler.
Altındaki eski dizgide: Bir isim bir kez geçebilir.
Genç memur, memurun kendi saklaması için ayrılan kutuyu gösteriyor. Dosya açık kaldıkça yılda dört kelime.
“İmzalarsam?”
“İsim cesetle gider.”
“Ya ben?”
Genç memur askıdayı gösteriyor.
“Hükümsüz kılarsam?”
“Kimliği belirsiz. Kuzey duvarı.”
Duvar suya bakmıyor. Onun hesabındaki ücretle kardeşi hafta dolmadan alacakaranlık teknesine binebilir. Kendisi, okumanın altında, kardeşinin yerini alır. Ya da ismi tutabilir. Masayı tutabilir. Kenarı artık gri olan hesabı. Yenilemeler kenarları okur.
İki gece masada paltosuyla uyuyor. Saati kuruyor. İkinci akşam sözlüğü deniyor. Tek bir ıslak taş. Hiçbir yerinden açılmıyor. Zorlamıyor.
Üçüncü sabah imzalıyor.
Okuyucu örneği çağırıyor. Kayıt kışı. Bir çocuğun özenli harfleri, yapılmamış da yerleştirilmiş. Elli yıldır onları duvarın ardından öğrenilmiş bir şarkı gibi imzalıyor. Hiçbir zaman onun değildiler. Aşağıda, boğulmuş parmaklar yazdı onları.
İki oğlan içeri girdi, yerleştirilecek bir silmeyle. İsim nereye gittiyse oraya gitti. Eve dönen çocuk eve dönen çocuktu.
Ölüyü kendi el yazısıyla teyit ediyor. Hiçbir dosyanın tutmadığı bir el. Titremiyor. Okuyucu bulduğu ismin altına dosyalıyor.
Alacakaranlık teknesi ismi bütün olarak götürüyor. Eşya ölüyle gider, hataya karşı saklanan tek bir kalem dışında. Sözlüğü saklıyor. SAKLANDI. AÇIKLAMALAR'ın altında hiçbir şey.
Saati kardeşine kendisi takıyor. Kardeşinin kolu kayışa sığmayacak kadar şişmiş. Büronun delgeci bir delik daha açıyor. Soğuk bileği tutuyor. Tokayı kapatıyor. Saat kurulmuş gidiyor, söz verildiği bilekte.
Tepsilerin üstündeki ışık yanık kalıyor. Masasında artık onda olmayan saati kuruyor.