Baba kışın sonunda ölüyor ve bahara kalmadan ev ölçülüyor. Müzayede evinden iki genç adam odaları lazer ve tabletle yürüyor, saat başına para alan adamların saygılı olduğu gibi saygılı, baktıkları her şey de bir numara alıyor — şifonyer, bahçe aletleri, yıllardır aynı biçimde yanlış giden saat.
Diskler çalışma odasında, iki ayakkabı kutusu, babanın eliyle tarihlenmiş, yıllar kâğıt etiketlerde, el yazısı düzgün, sonra daha az düzgün. Ses, çoğunlukla: akşamları okuyor, makine de makinelerin dinlediği gibi dinliyor, kırk yıl. Katalog ona Lot 31. Kişisel medya, kırk yıl, tek sahip. İlgi kayıtlı. diyor. Kızı iki genç adamın küçüğüne ilgi kayıtlı ne demek diye soruyor. “Lot iyi gider demek,” diyor ve küçük bir şey yazıyor.
Son etiketin tarihi inmeden sonraki kış. O diskte sesi tek bir tökezleme olmadan okuyor, durmadan, sayfa sayfa, kadının onu hiç duymadığı kadar iyi. İki kez durup hiçbir kitapta olmayan bir şey söylüyor — bir keresinde ışığın gittiğini, bir keresinde de, çok sonra, evi baharda, en iyi göründüğü zaman, onlara bırakmamasını. Kadın iki kez dinliyor. İkisinde de gelmeyen tökezlemeyi kendi ağzı yapıyor. Onu ağabeylerine dinletmiyor. O hafta üçünün arasındaki telefonlar kısa.
Satıştan önceki gece ayakkabı kutularını bostanlara götürüyorlar. Babalarının bostanı: fasulye sıraları geçkin, su fıçısı dipte, budadıklarını yaktığı yağ varili hep durduğu yerde duruyor. Diskleri teker teker yakıyorlar. Önce etiketler kıvrılıyor. Isı varilden bir duvar hâlinde geliyor ve rahatsız olacak kadar yakın duruyorlar, en küçükleri de yüzünü bir öteye bir geri çeviriyor. Koku bir bahçe ateşi için yanlış — plastik, plastiğin altında da daha tatlı bir şey — ve varil tükürüyor, büyük ağabeyi de onu düzenli besliyor, taksitle borç ödeyen bir adam gibi. İki bostan ötede yaşlı bir adam el feneri ışığında suluyor ve bu yana bakmıyor. Üstlerindeki tepede duman son ışığa karşı seçiliyor ve tepe bu konuda hiçbir şey yapmıyor. Henüz.
Sabaha, ondan yapılabilecek olan artık yapılamaz.
Sabah varilin kapağında iki kabak var. Üstlerinde kimsenin ismi yok.
Satış onda yapılıyor. Lot 31, satıcı tarafından geri çekildi. Oda duraklamıyor. Çekiç Lot 32’yi buluyor. Sonrasında tereke için bir zarf var: katalogdan sonra geri çekme ücrete tabidir. Rakam ikinci haneye kadar kesin.
Hafta dolmadan bostana kameralı bir adam geliyor. Nazik. Hiçbir şey sormuyor. Külü, varili, fasulye sıralarını, kadının ellerini fotoğraflıyor. Ona zaman ayırdığı için teşekkür ediyor ve gidiyor.
Ondan bir hafta sonra, bir mektup, antetli ve nazik. Lot 31’deki bir ilginin lotun durumuna rağmen varlığını koruduğu tarafımıza bildirilmiştir. Müvekkilimiz, olduğu hâliyle kalıntı için, taban fiyatın tamamını teklif etmektedir. Cümleden uzun bir referans numarası var. Ağabeyleri şaka mı diye soruyor. Sonra anlaşmaz oluyorlar. Büyük ağabeyi al diyor, bugün al, rakamı da iki kez yüksek sesle söylüyor, ikincisinde daha yavaş. Küçük ağabeyi bir süre susuyor ve sonra, —Kalıntı kelimesi. O kelime, diyor. Ve büyük ağabeyi, —Bir kelime, diyor. Ve o, —Bir kelime olduğunu biliyorum, diyor. Bir ödeme tarihi var.
Büyük ağabeyinin sonbaharda vadesi gelen yenilemesi inceleme için işaretli. Ekli bir gerekçe yok.
Albümler kataloğa hiç girmedi. Kâğıt, annenin fotoğrafların altına yazdıkları, küçük zamklı köşelikler. Kızı onları yatağının altında saklıyor, kaçak mal nasıl saklanırsa öyle — düz ve bir şeyler imzalayan hiç kimsenin haberi olmadan.
Değerleme geliyor, odalar evin hiç yürünmediği bir sırayla listelenmiş, mutfak en sonda, kadın da onu onlarla yaptığı yürüyüşle karşılaştırıyor ve onlarınkinin evin satılacağı sıra olduğunu görüyor. Teklife cevap vermiyor. Baharda külü fasulye sırasına karıştırıyor. Yazın ikinci bir mektup: Müvekkilimizin teklifi açık kalmaktadır. Fasulyeler çıkıyor.