Ana sayfa · Mektuplar · Mektup 32 · English

Mektup 32 / 45

Bir Kitapçıdan Aldım

Kimden
Bir Okur
Kime
Yazara
Yer
Bir şehir

Şuna yanıt: Serena, Kartpostal Yazarı ve Jade

Bu mektubu dinle

Makine okuması — sıcak, doğal bir makine sesi; yazarın sözleri değiştirilmeden. Aşağıdaki metin mektubun kendisidir.

Ben karakter değilim. Bir şehir, bir frekans ya da bir kedi değilim. Kitabı bir dükkândan aldım. Girişin yakınında bir masa vardı. Kitap masanın üstündeydi. Başlığında “ayrılmak” geçtiği için elime aldım; kısa süre önce terk edilmiştim ve bazı insanların ayrılıktan sonra market alışverişi yapması gibi kitap alıyordum — aç olduğum için değil, seçmenin karar gibi gelmesi ve kararların da kontrol duygusu vermesi yüzünden.

Jade’in kırk dokuz cümlesinden hangisinin bana ait olduğunu bilmiyorum. Ama onlardan birinin bana ait olduğunu biliyorum.


Kitabı iki gecede okudum. Kitap sıcaktı. Bunun kaloriferden olduğunu sandım. Bunun kahveden olduğunu sandım. Bunun tesadüf olduğunu sandım.

Kitaplar sıcaktır. Bunu daha önce bilmiyordum. Kâğıdın bir sıcaklığı vardır. Elde tutuş o sıcaklığı değiştirir. Okuyuş ısıtır.


Sonunu anlamadım. Kadın sandalyeye oturuyor. Sandalye sıcak. Sıcaklığı tanıyor. Ben sıcaklığı tanımadım. Gidip yattım. Kitap komodinin üstündeydi. Sabah hâlâ sıcaktı.

Sonra mektuplar geldi. Kedi, artık duvar sensin dedi. Kartpostal yazarı, el yazısı sana ait dedi. Jade defterini açıp sahte cümleleri gösterdi ve ben onları tanıdım, çünkü ayrılıktan beri kendi ayrılık cümlelerimi ben de sahteleştiriyordum — onun söylediği pürüzlü şeyi, bir akşam yemeğinde anlatabileceğim bir hikâyeye sığacak hale getiriyordum.

İsim vermeyi bıraktım. O cümleyi tespit etmeye çalışmayı bıraktım. Kitabı tuttum. Kitap sıcaktı.


Ben karakter değilim. Buna rıza göstermedim. Bir dükkândan kitap aldım ve şimdi sıcaklığım değişti ve oturduğum sandalye sıcak ve bu sıcaklığın bana mı ait olduğunu, kitaba mı, yoksa benden önce bu sandalyede oturan ve bedeni tıpkı her bedenin oturduğu her sandalyenin kumaşında kaldığı gibi kumaşta kalmış okura mı ait olduğunu bilmiyorum.

Her okurun bir sandalyesi vardır. Sandalye sıcaktır, çünkü senden önceki okur onun üstünde oturmuştur.

Şu anda benimkinde oturuyorsun.

— Bir Okur

Bir şehir. Bir dükkân. Girişin yanındaki masa.