Ana sayfa · Mektuplar · Mektup 20 · English

Mektup 20 / 45

Masa Örtüsü mü, Deniz mi

Kimden
Dmitri
Kime
Yazara
Yer
Bir şehir

Şuna yanıt: Viktor

Bu mektubu dinle

Makine okuması — sıcak, doğal bir makine sesi; yazarın sözleri değiştirilmeden. Aşağıdaki metin mektubun kendisidir.

Ellerimin altında bir yüzey. Sıcak. Pürüzsüz; yalnızca dikiş yerinde bir çıkıntı var — dikilmiş ya da kaynakla birleştirilmiş bir hat, kuzeye ya da mutfak penceresine doğru gidiyor. Parmaklarım onu izliyor. Parmaklar bilmiyor.


Aşağıda mavi-yeşil bir şey. Engin. Kenar kıvrılıyor. Hep kıvrılıyordu — bir gezegenin kıvrımı ya da örtünün masanın kenarından sarkıp kumaşın büküldüğü ve o mavi-yeşilin yere, toprağa doğru düştüğü bir masanın kıvrımı gibi.


Altı yaşındaydım ya da otuz dört. Yükseklik doksan santimetreydi ya da dört yüz kilometre. İkisi de yukarıdır. Yukarı yukarıdır. Hayret, yüksekliğe göre değişmez. Mavi-yeşil de yüksekliğe göre değişmez. Dünyayı yukarıdan görmüş bir adam — ister mutfaktan ister Hazar’dan — onu görmüştür.


Bir ses. Düzenli. Mekanik ya da — hayır. Bir saat. Ya da havalandırma sistemi. Ya da devreye giren bir buzdolabı. Elektrikle bir arada tutulan bir binanın uğultusu ya da mühendisler tarafından bir arada tutulan bir kapsülün uğultusu. Annem yemek yaparken mırıldanırdı. Yer kontrol de beklerken öyle uğuldardı. İkisi de aynı frekanstaydı ve o frekans sabırdı.


O on bir saniye.

Uyandım. Ellerim bir yüzeyin üstündeydi. Yatay mı dikey mi olduğunu anlayamadım ve bilemeyiş dilde metal tadı gibiydi, düştüğüme dair kesinlikti ve hangi yöne düştüğümü belirleyememenin imkânsızlığıydı. On bir saniye. Eller yüzeye bastı. Yüzey geri bastı. Bir yerdeydim, bir odada, bir yükseklikte ve o yükseklik —

O yükseklik sabahtı. Sabahın içindeydim. Yüzey altımdaydı. Yukarı yukarıydı.


Bir kadının sesi. Adımı söylüyor. Ya da unvanımı. Rusçada ikisi aynı şey gibi duyulur — bir erkeğin adı onun unvanıdır, unvanı da adıdır ve bunu söyleyen kadın takım elbiselerimi yerleştiren kadın da olabilir, masa örtüsünü seren kadın da ve iki kadın da gitmişken ses burada kalabilir.


Koku. Isınan yağ. Tereyağı ya da yakıt — duman çıkarmadan hemen önce ikisi de aynı tatlılığa sahiptir. Bir şey pişmek üzeredir ya da bir şey fırlatılmak üzeredir. Tava. Yüzey. Aşağıdaki o mavi-yeşil şey.

Yumurtalar.

Yumurtalar hazır. Yumurtalar hep hazır. Yumurtalar, onları pişiren adamın uzaya gidip gitmediğini umursamaz. Yumurtalar ısıya, sabra ve bir yüzeye ihtiyaç duyar ve bende üçünün de olduğu kesin. Eller, yüzeyin ne olduğunu bilmeseler bile yumurtayla ne yapılacağını bilir.

Bilmeyiş, yumurtaların pişmesini engellemez.

— Dmitri

Bir şehir. Yükseklik belirsiz. Yumurtalar hazır.

Not: Viktor, Çekçede duygulandığını söylüyor. Ben, doğrulayamacağım bir dilde duygulanıyorum. Bu Rusça olabilir. Bu, dört yüz kilometredeki rüzgâr olabilir. Artık aralarındaki farkı söyleyemiyorum.

Dmitri ayrıca Ayrılmanın Kırk Dokuz Yolu kitabında da var — Unutan Kozmonot