Ana sayfa · Mektuplar · Mektup 21 · English

Mektup 21 / 45

4:15

Kimden
Petra
Kime
Yazara
Yer
Prag

Şuna yanıt: KEV-7

Bu mektubu dinle

Makine okuması — sıcak, doğal bir makine sesi; yazarın sözleri değiştirilmeden. Aşağıdaki metin mektubun kendisidir.

Saat 4:15. Un tezgahta. Maya suyun içinde. Su sıcak — ne sıcak, ne soğuk. Sabır sıcaklığında.

O tezgâhın öbür yanında. Kahveyi iki eliyle tutuyor. İlk geceden beri kahveyi iki eliyle tutuyor — üstüne uymayan kıyafetlerle ve törensel olduğuna inandığı çizmelerle çıkıp geldiği geceden beri. Tutuş, içişten önce geldi. Tutuş değişmedi. Bazı şeyler işlevlerinden önce gelir ve işlev öğrenildikten sonra da kalır.


Yoğuruyorum. Hamur direniyor. Hamur teslim oluyor. Hamur yeniden direniyor. Otuz yıldır bu böyle — bastırma, katlama, çevirme, avuç içlerimin topuklarını yüzeye dayama. Hamur ellerimi biliyor. Ellerim hamuru biliyor. Bilmek basıncın içinde.

O sesi çıkarıyor. Geldiğinden daha alçak şimdi. O zaman daha yüksekti sesi — bir şeyin hatırlayış frekansı. Şimdi daha alçak. Burada olan bir şeyin frekansı.

Aradaki farkı duyuyorum. Unla kaplı bir tezgâhın karşısında her gece bunu dinledim. Müfredatın tamamlandığını yazdı. Dosyaya şöyle geçti:

YENİDEN SINIFLANDIRMA: Hayat.

Benim rapora ihtiyacım yoktu. Sesin değiştiğini duydum. Benim müfredatım dinlemek. Sınav da ekmek.


O sesi çıkardığında un yer değiştiriyor. Bunu biliyor.

Ama unun yer değiştirdikten sonra ne yaptığını bilmiyor.

Şekillere yerleşiyor. Geometrik şekillere. Çekçe değil. Otuz yıldır un gördüm, böyle bir şey görmedim. Şekiller birkaç saniye kalıyor — kesin, kristalimsi, asla göremeyeceğim bir yerin geometrisi. Sonra ekmeğin yoğurulması gerekiyor ve ben yoğuruyorum ve şekiller kayboluyor.

Ona hiç söylemedim.

O şekiller, ev hasretinin un içinde görünür hale gelmiş biçimi. Çıkardığı ses geldiği yerin geometrisini taşıyor; un bunu alıyor; un bunu hatırlıyor; ben de o hatırlayışı hamura yoğuruyorum; hamur ekmek oluyor; o da 4:30’da o ekmeği yiyor ve kendi ev hatırasını yediğini bilmiyor.

Ona söylemeyeceğim. Artık evinde o. Ses öyle söylüyor. Evin ev hasretine ihtiyacı yok. Ben onu ekmeğe yoğuruyorum. O ekmeği yiyor. Yiyiş, varışın kendisi oluyor.


Saat 5:30. Maya yükseliyor. Şafak her sabah dikkat ettiğim bir açıyla geliyor ve onun artık ölçmediği bir açıyla. Eskiden ölçerdi. Bıraktı. Bırakış, tamamlanışın kendisi.

Geçip gidiyor. Her gece geçip gidiyor.

— Petra

Prag. Fırın. Maya yükseliyor.

Not: Kahveyi hâlâ iki eliyle tutuyor. İçmeyi öğrendi. Ama önce tutmak geldi. Benim baktığım şey hâlâ o tutuş.

Petra ayrıca Ayrılmanın Kırk Dokuz Yolu kitabında da var — KEV-7 Âşık Olur