Çeyrek dönem değerlendirmesi saat dokuzda. Slaytları hazırladım. Slaytlar laptop’ta. Laptop yatakta. Yatak ıslak; çünkü ben ıslakım; çünkü ben 39.4’üm; çünkü beden, kitabın tavsiye ettiği sıcaklığın dışına taşmış durumda ve ben kitabın haritalamadığı bir bölgedeyim. Kitap sıcaklığın aşk olduğunu söylüyor. 38.5’i geçen sıcaklık aşk değildir. 38.5’i geçen sıcaklık, bedenin çeyrek dönem değerlendirmesine karşı oy kullanmasıdır.
Birinci slayt: Q3 projeksiyonları. Sayılar doğru. Marjlar — spreadsheet marjları değil. Sayılarla benim aramdaki marjlar. Eskiden sayılar tabloda kalırdı. Şimdi sayılar ateşin içinde. Gelir, reçete bedeli, mutfakta tezgâha tutunmadan ayakta durabildiğim günden beri geçen gün sayısı — hepsi sayı; tablo ayırmıyor, ateş ayırmıyor; ayırt etme işi durdu ve o duruşun adı ateş; toplantı da saat dokuzda.
Mic’i kapatıyorum. Öksürüyorum. Açıyorum. "Marjlar sağlıklı," diyorum. "Sağlıklı" kelimesi ağzımdan 39.4 derecede çıkıyor. Kelimenin haberi yok. İş arkadaşlarımın da yok. Bu dairedeki tek dürüst alet, komodinin üstündeki termometre. Termometre fiş tutmaz. Harita çıkarmaz. Dökmez. Sadece bir sayı söyler.
Üçüncü slayt yok. Yol haritasını hafızamdan anlatıyorum. Yol haritası ikna edici. Varış noktası makul. İş arkadaşlarım, ıslak çarşaflı bir yataktan uydurduğum bir gelecek hakkında not alıyorlar; o notlar bir sisteme girecek; sistem ateşi işaretlemeyecek, çünkü sistem sıcaklığı değil teslimi ölçer. Bugünkü teslimim şu: toplantı sırasında ölmemiş olmak.
Kitap, Hafize’nin lavabodan pencereye bir iz açtığını söylüyor. Ben de yatakla banyo arasında bir iz açtım. Dört metre. Üç gün. Bu iz adanmışlık değil. Ateşin işe gidiş geliş hattı.
Kitap, Boğaz’ın her şeyi güneye taşıdığını söylüyor. Benim ateşim her şeyi içeri taşıyor. Kediler ölü bir kadının sıcaklığını dışarıya doğru kırk dokuz parçaya bölerek aldı. Benim sıcaklığım yukarıya doğru bölünüyor. 38.5. 39.0. 39.4. Kimse izinsiz gelip benim sıcaklığımın içine oturmuyor. Kendi sıcaklığımın içinde ben oturuyorum; buna ben de izin vermiş değilim.
Bu kitaptaki kendi sıcaklığını bizzat üreten tek karakter benim. Geri kalan herkes bir yerden alıyor — sandalyeden, taştan, boğazdan, dağılıştan. Ben üretiyorum. Bedenim fırın. Fırının çeyrek dönemden haberi yok. Kendi takvimine göre çalışıyor ve o takvim şunu söylüyor: ikinci bir duyuruya kadar 39.4.
Toplantı bitti. Laptop kapalı. Slaytlar kaydedildi. Yol haritası yok. Ateş sürüyor. Çarşafların değişmesi gerekiyor. Banyo dört metre ötede. Bugün sunduğum tek dürüst yol haritası o dört metre.
— Hummalı Kadın
Bir şehir. Bir yatak. 39.4.
Not: Doktor hattında bekliyorum. Bekleme müziği 107.3 megahertz. Fado eski. Şarkıcı ölü. Frekans tuza doğru bükülüyor; ter tuzdur; bu binadaki en tuzlu yüzey de benim. Beni tutan tek şey, bu bekleyiş.