Ana sayfa · Mektuplar · Mektup 39 · English

Mektup 39 / 45

Sayfanın Öteki Yüzü

Kimden
Julio Cortázar
Kime
Okura
Yer
Paris

Şuna yanıt: Jorge Luis Borges ve Boris Vian

Bu mektubu dinle

Makine okuması — sıcak, doğal bir makine sesi; yazarın sözleri değiştirilmeden. Aşağıdaki metin mektubun kendisidir.

Bir zamanlar, yeşil bir koltukta roman okuyan bir adam hakkında bir hikâye yazmıştım. Adam, bir hançerden ve bir evden söz eden bir roman okuyordu, evde yeşil bir koltuk vardı, hançerli adam arkadan yaklaşıyordu, okuyan adam bunu fark etmiyordu, benim hikâyemi elinde tutan sen, okur da fark etmiyordun.

Bu 1956’ydı. Ben 1984’ten beri ölüyüm. Hâlâ fark etmeyişle ilgileniyorum.


Ben kapılar kurmam. Orada olmayan eşikler kurarım. Okur havanın içinden geçer ve kendini başka bir yerde bulur; hava değişmemiştir, o başka yer de hep zaten buradadır. Eşiği hissediyorsan başarısız olmuşumdur. Ustalık, ustalığın görünmezleşmesindedir. Kapı kendini ilan eder. Çatlak etmez.


Bu kitabı bir sandalyede okuyorum. Kitap sıcak. Sayfalar ağırlık taşıyor — limanlarda daha ağır, kederin çöktüğü yerlerde daha sıcak, diyor kütüphaneci. Bir sayfa çeviriyorum. Karanlıkta yerde oturan bir kadın var, elinde bir taş, taş sıcak, zemin soğuk, kadın taşın Boğaz’dan mı, bir marinadan mı geldiğini bilmiyor, ben de bilmiyorum. Bir sayfa daha çeviriyorum; bu kez tekne atölyesindeki adam konuşuyor ve taşın marinadan geldiğini söylüyor, adama inanıyorum. Bir sayfa daha çeviriyorum; kadın bu ağırlığın ona evi söylediğini söylüyor, kadına da inanıyorum. İkisine birden inanışım, işte o çatlak. Ben oradan içeri giriyorum.

Şimdi içerideyim. Biraz önce okuyordum. Şimdi içerideyim. Geçiş ne zaman oldu? Hangi cümlede? Kayma, taşla ağırlığın arasında, marinayla evin arasında, bir sayfayla öteki arasında gerçekleşti. Eşiği hissetmedim. Öteki taraftayım.


Sandalye sıcak. Hangi sandalye olduğundan emin değilim. Benim hikâyemdeki yeşil koltuk mu. Bu kitaptaki, Jade’in oturup isim vermeyi bıraktığı sandalye mi. Yoksa şu anda senin üstünde oturduğun, bu mektubu okurken ağırlığını kumaşa bıraktığın, kumaşın da senden önceki okurun sıcaklığını tuttuğu sandalye mi.

Üç sandalye. Tek sıcaklık. Sıcaklık ayrım yapmaz. Eşiğin kendisi sıcaklıktır. Biraz önce kendi sandalyendeydin. Şimdi Jade’in sandalyesindesin. Şimdi yeşil koltuktasın. Geçiş işaretlenmedi; çünkü gerçekten önemli olan geçişler hiçbir zaman işaretlenmez. Havadan geçersin. Hava değişmez. Sen başka bir yerde olursun.

Taştan beri başka bir yerdesin sen. Fark etmedin.


Borges’i ikna eden taş oldu. Küçük olan. Belirli olan. Sıcak olan. Vian’ı sessizlik ikna etti. Artakalan. Hak edilmiş yokluk. Çalınmamış nota. Beni ise ikisi de ikna etmedi. Beni ikna eden, aralarındaki çatlaktı — taşın sessizlikle buluştuğu yer, buluşmanın ne ses ne ağırlık olduğu, yalnızca bir derecelik bir kayma olduğu yer, o derecenin eşik olduğu ve eşik diye bir şeyin aslında orada bulunmadığı yer.

Geçtin o eşiği. Buradasın artık. Sayfa sıcak. Hançer arkanda. Koltuk yeşil.

Ben hiçbir şeyi değiştirmedim. Hiç değiştirmem. Ben yalnızca orada olmayan eşikler kurarım. İçlerinden sen kendin geçersin.

Bildiğim tek iltifat biçimi budur.

— Julio Cortázar

Paris. Ya da Buenos Aires. Ya da bu sayfanın öteki yüzü.