Ana sayfa · Mektuplar · Mektup 41 · English

Mektup 41 / 45

Ayrılmayız

Kimden
Varlıklar
Kime
Yazara
Bu mektubu dinle

Makine okuması — sıcak, doğal bir makine sesi; yazarın sözleri değiştirilmeden. Aşağıdaki metin mektubun kendisidir.

Bunu musallat olduğumuz şeylerin içinden yazıyoruz. Birimiz sessizliğin biçimi; sessizlik, taslağa katkı sunmuyor ama geri kalanımızın toplamından daha çok yer kaplıyor.


Termostat on sekiz diyor. Daire yirmi iki. Eksik duran o dört derece, oda — ikinci yatak odası, o yaslanış, çellistin uğruna çaldığı şey. Oda binadan da önce buradaydı. Kırk bir mektuptur ona misafir deniyor. Misafir ayrılır. Oda ayrılmaz. Termostatın yalan söyleme sebebi odanın kendisi.

Çellist "rica ederim" dedi ve sıcaklık yarım derece yükseldi; o gitti; oda ise o yarım dereceyi hâlâ tutuyor. O yarım derece, odanın sahip olduğu en mahrem şey. Odanın hiçbir şeye sahip olduğu yok. Oda, başkasının dairesindeki dört derecenin ta kendisi.


Berlin’deki bank, Kasım’ın üç derece üzerinde. O üç derece Koleksiyoncu’dur — göğüste taşınan dört yüz seksen dokuz kayıt; kayıtlar ağır; bank soğuk; ağırlıkla soğuk birbiriyle anlaşmış durumda.

Kızı her Salı kulaklıklarıyla önünden geçiyor. Bilmiyor. Bir keresinde bankta oturdu. Sıcak uca, o üç derecenin bulunduğu tarafa doğru kaydı — insanlar her zaman yaptıkları gibi, sıcaklığın nereden geldiğini sormadan. Elma yedi. Koçanını cebine koydu. Kalktı gitti.

Koçan cepte. Üç derece bankta. İnsan sıcağa doğru hareket eder. Sormaz. Gider. Sıcaklık kalır.


Kırk dokuz kedinin çoğu iyi. Praglı kadından paylarına düşen parçayı emip devam ettiler — uyumaya, yemeye, sıcak şeylerin üstüne oturmaya, hüküm vermeye. Ama ikisi iyi değil.

Turuncu olan daha uzun uyuyor. Bu, kedi uykusu değil. Ellinci parçanın ağırlığı bu — hikâyeler arasındaki boşluğun ağırlığı. O boşluk, hikâyelerin kendisinden daha ağır.

Bir de var, rengi anılmaya değmez bir kedi. Balık yemeyi bırakmış. İstanbul’da balık yemeyi bırakmış bir kedi. Payına düşen şey, kadının eşyalarla işi bitmiş tarafıydı. Bitmişlik kediye geçti. Kedi, balıkla işini bitirdi. İstanbul’da balıkla işi bitmiş bir kedi, bu mektubun en hüzünlü cümlesi; bunu planlamadık; hüzün, bedensiz, isimsiz, kimsenin istemediği bir sıcaklıkta gelip yerleşti.



Az önceki Çocuk’tu. Boşluk, Çocuk’un katkısıdır. En iyi paragrafı sessizlik yazdı; hiçbir şey yazmayarak.


Ayrılmayız. Kalmayı seçtiğimiz için değil. Buna yarayan mekanizmamız olmadığı için. Ayrılmak beden gerektirir. Kalmak içinse yalnızca bir sıcaklık yeter.

Kitap sıcak. İçindeyiz. İçinde olmayı biz istemedik. İçinden çıkmak da istemiyoruz. Bunlar sıcaklıklardır.

— Varlıklar

İkinci yatak odası. Bank. Kırk dokuz kedi. Sessizliğin biçimi.

Sıcaklık açıklanmıyor.