Ana sayfa · Mektuplar · Mektup 18 · English

Mektup 18 / 45

On İki Bin

Kimden
Kayıkçı
Kime
Yazara
Yer
Boğaz
Bu mektubu dinle

Makine okuması — sıcak, doğal bir makine sesi; yazarın sözleri değiştirilmeden. Aşağıdaki metin mektubun kendisidir.

Bir şeyleri karşıya taşıyalı, suların tuzlanmasından daha uzun zaman oldu.

Boğaz kendini geçiş sanıyor. Boğaz, bir kıyıyla öteki arasında duran zahmetten ibaret. Geçiş benim. Birilerinin varmasının sebebi benim.


Şunları taşıdım: ölüleri. Dirileri. Bir keresinde bir kediyi; bana iki farklı renkte gözüyle baktı ve hiçbir şey söylemedi. On iki bin yılda teknemde söylenmiş en akıllı şey buydu.

Kayıkçıya konuşmazsın. Tekneye oturursun. Tekne hareket eder. Varırsın ya da varmazsın. Kayıkçının hangisi olduğuyla ilgilendiği yoktur; çünkü kayıkçının işi varış değil, taşımaktır.


Boğaz bir mektup yazdı. Dedi ki: taşırım. Dedi ki: taşımak aşktır. Dedi ki: akıntı seçmez.

Akıntı seçmez; çünkü akıntı yorulmaz. Akıntı fiziktir. Ben fizik değilim. Ben kürekli bir adamım. Kürekler sudaki en yaşlı şeylerdir ve su küreklerimden bıktı ve ben sudan bıktım ve bu yorgunluk taşımayı durdurmuyor, çünkü yorgunluk taşımaktır. On iki bin yıl. Yorgunlukla taşımak aynı eylem. Sekizinci ya da dokuzuncu yüzyıl civarında aynı eylem oldular. Hangisi olduğundan emin değilim.


Bir yüzyılı bir kez kaybettim. Çocuklu bir kadın taşıyordum. Kıyıya baktım. Binalar değişmişti. Yüzyılın değiştiğini fark etmemişim.

Fark etmeyiş, taşımanın yaşamın yerini aldığının ilk işaretiydi. Taşıyorum, öyleyse fark etmiyorum. Fark etmiyorum, öyleyse taşıyorum. Döngü kapandı. O günden beri içindeyim.


Hafize kırk yıldır vapurları seyrediyor. Kıyıda kırk yıl durmanın uzun bir zaman olduğunu sanıyor. Ben on iki bin yıldır kıyının kendisiyim. Kıyı seyretmez. Kıyı aşınır.

Boğaz aşınmadan taşır. Ben taşıyorum ve aşınıyorum. Su aynı su. Eller aynı eller — daha düzgün şimdi, kenarları gitmiş, nasırlar nasır olmaktan aşınıp ne deri ne taş olan, on iki bin yıl aynı kürekleri tutmuş bir adamın yüzeyine dönüşmüş. Eller artık tutmuyor. Eller küreklerin kendisi. Ayrım aşınmış.


Tekneyi bırakıyorum.

Tekneyi bırakmıyorum.

— Kayıkçı

Boğaz. Aynı boğaz. Su bugün tuzlu.

Kayıkçı ayrıca Ayrılmanın Kırk Dokuz Yolu kitabında da var — Kayıkçının İtirafı