Ana sayfa · Mektuplar · Mektup 17 · English

Mektup 17 / 45

Kıyı

Kimden
Hafize
Kime
Yazara
Yer
Karaköy, İstanbul
Bu mektubu dinle

Makine okuması — sıcak, doğal bir makine sesi; yazarın sözleri değiştirilmeden. Aşağıdaki metin mektubun kendisidir.

Kitabı okumadım. Halil anlattı. O da her şeyi olduğu gibi anlatır — sanki çoktan olmuş bir şeyi yalnızca doğruluyormuş gibi.

Benimle ilgili bir hikâye olduğunu söylüyor. Ben de ona dedim ki: Bakmak hakkında okumaya ihtiyacım yok. Ben bakıyorum.


Saat 16.00. Işık suyu geçip karşı kıyıdaki binalara varıyor ve binalar lambaya tutulmuş çay rengine dönüyor.

Ücret dört lira.

Ellerim lavaboda. Su sıcak, sabunla ve tavadan çıkan yağla gri. Tabaklar üst üste dizili. Su boğumlarımın, parmaklarımın arasından akıyor ve giderden borulara, şehre, boğaza doğru gidiyor. Bir suyun içinde durup ötekini seyrediyorum.


Saat 16.00. Işık suyu geçip karşı kıyıdaki binalara varıyor ve binalar lambaya tutulmuş çay rengine dönüyor.

Ücret on iki lira.

Kızım daha uzun. Bunu takvimde değil, bedende biliyorum. Merdivenin üçüncü basamağı hâlâ çatlak — o doğmadan önce de çatlaktı. Dizlerim o çatlağı tanır. Her sabah çıkarken, her akşam inerken, dört kat. Çatlak üçüncü katı haber verir. Taban algılar. Diz cevap verir.


Saat 16.00. Işık suyu geçip karşı kıyıdaki binalara varıyor ve binalar lambaya tutulmuş çay rengine dönüyor.

Ücret yirmi yedi lira.

Ellerim daha pürtüklü. Bunu tabaklar yaptı — kırk yıl su, sabun ve ilk seferde çıkmayan yağ. Boğumlarımın derisi aynı yerlerden açıldı, kapandı, yine açıldı; sonunda çatlaklar mimariye dönüştü. Tabaklar onları kimin yıkadığını umursamaz. Su nereye gittiğini umursamaz. Işık karşıya geçmenin bedelini umursamaz.


Saat 16.00. Işık suyu geçip karşı kıyıdaki binalara varıyor ve binalar lambaya tutulmuş çay rengine dönüyor.

Ücret kırk lira.

Döşeme tahtasındaki oluk lavabodan pencereye gidiyor. Onu ayaklarım açtı. Kırk yıl boyunca aynı yol — lavabodan pencereye, tabaktan ışığa, sıcak sudan soğuk suya. Gittiğim yerin en uzağı bu oluk. Geçişim bu oluk.


Halil kitabın sıcak olduğunu söylüyor. Ben de dedim ki: saat dörtteki ışık da sıcak. O da dedi ki: kitap tam da bunun hakkında. Ben de dedim ki: o zaman ben onu zaten okudum.

Güldü. Doldurdu. Tartışmadı. Halil haklı insanlarla tartışmaz.

Işık bedava. Su hiç bilet almadan karşıya geçiyor.

— Hafize

Karaköy. Pencere. Ücret yine arttı.

Hafize ayrıca Ayrılmanın Kırk Dokuz Yolu kitabında da var — Vapurları Seyreden Kadın