KİŞİLER
kalıntıdan bilinir · her birine bir paragraf, fazlası yok
BU MADDELER ÜZERİNE BİR NOT
Kitapta tek bir kişinin ismi yok, burada da isim verilmiyor. Kitabın onları sıraladığı gibi sıralanıyorlar: mesleğe göre, kalıntıya göre, taşıdıklarına göre. Kitabın bir kimliği açık bıraktığı yerde, madde de açık bırakıyor.
VİNÇ OPERATÖRÜ
Aynı şantiyede on bir yıl, kimsenin ona amacını söylemediği bir binayı yükseltiyor. Elleri yirmi üç kat diyor; çizimler on dokuz diyor. Dört yıla şantiye emekliliğine ayrılabilir, gerçek bir şey o, gününde öder. Sayıyı evde yüksek sesle söylemeyi bıraktı.
ANKETİN DULU
Yetmiş bir yaşında, otuz bir yıl evli, dört yıl abone. Bir duygu formundaki üç kutunun üçünü de reddediyor ve tek bir şey istiyor: duraklamalar kalsın. Kocasının çayını nasıl içtiğini bilen son kişi. On dört kelimesi bir broşürde çıkıyor; gerisi tezgâhta tutuluyor, ve çok az kişi soruyor.
MAKBUZLU ADAM
Karısının devamına on bir yıllık abone. Her makbuzu düz tutuyor. Önce şimdiki zamanı söylüyor ve ikinci sırada düzeltiyor, her seferinde, ve bunu yaptığını kendi duyuyor. Olacağı adamdan bir kuyruk uzakta ve rakamı son rakamına kadar biliyor.
DÜZELTMEN
Dokuz yüz kırk taşı yürüyor, ruhsatlı plakaları kesilmiş granitle karşılaştırıp dosyalıyor. Üç yüz on bir tane kaldı. Yürümediği bir sıra var, ertelendi, erişim diye dosyalanmış. Annesinin plakası aylık bir ödemeyle işliyor; annesinin taşı boş, ismin üstünde altı yıldır seçemediği bir satırı bekleyen bir boşlukla.
SEKRETER
Hiçbir şey imzalamayan bir kurulun tutanağını otuz bir yıl tuttu. Başkan'ın üstünün çizilmesini istediği kelimenin üstünü çiziyor ve çizgiyi tutanağa geçiriyor, kelime de çizginin eninde hayatta kalıyor. Annesi bir maddenin sırasında ölüyor; taziyeler tutanağa geçirilmez, ve geçirilmediğini belirten cümlenin geçirilmesi emrediliyor. Kendi yenilemesi tartışmasız bir sonraki gündemin başına alınıyor.
EŞYA MEMURU
Bir duvar dolusu sığ tepsinin başında otuz yıl. Kendi hayatını başka birinin cebindekilerden okuyor — kurulmuş bir saat, bir tırnak genişliğinde katlanmış bir bilet — ve tespiti kendi eliyle imzalıyor, şehirde hiçbir dosyanın hiç tutmadığı elle. Kitapta kendininkini imzalayan tek kişi — ve isim ondan imzayla gidiyor.
SONLARI TAMAMLAYAN
Ucuz bir hane bloğunun yediği cümleleri tamamlıyor. Üç sonu var ve hepsi her şeye uyuyor. Yanıldığı ona bir kez olsun söylenmiş değil, bu da haklı olmakla aynı şey değil, farkı da biliyor. Bir kez yüksek sesle tamamladı, bir bloğa, koğuştan bir telefon uzatan bir komşu için.
KORKULUKTAKİ ADAM
Fiş R-73, iadeler, tek mesele: fazla tahsilat, birinci yıldan on birinci yıla kadar dahil. Odada olduğunu kanıtlamak için bir günde beş kez ayağa kalkıyor. Artık bir numaraya cevap veriyor. Panoda yeniden geçerlilikler için bir alan var, onun için yok.
BALIK PAZARININ GRİ KEDİSİ
Konuşuyor. Sık değil, sıcak değil, ve isteyenlerle asla. Doğum kaydı yok, ruhsatı yok, devam planı yok, ismi yok; adına bir ilgi kaydedildi ve bağlanacak hiçbir şey bulamadı. Kayıtları oda tonu olarak çalıyor. Bir perşembe günü gidiyor, basamaklardan yukarı, ve kameralar gidişini hava olarak dosyalıyor.
GRİ PALTOLU ADAM
Bir sandalyede, bir kıyıda, bir masada, bir broşürde ve bir tepede beliriyor. Kıyının karanlık ucunda bir şey sattı, nakit avuçta, ve önce kayıttan silindi, sonra vuruldu. Kitap bunların aynı adam olduğunu doğrulamıyor. Bu companion da doğrulamıyor.