İLK OTUZDAN SONRA
bir ile on arası hikâyeler · Nice Senelere'den Kalabalık, Sevk Edildi'ye
ARİTMETİK YASTAN ÖNCE GELİR
Otuz şekil geçti ve kitap sizden henüz bir şey hissetmenizi istemedi. Toplamanızı istedi. Sandalyelerin tek yöne gittiği ve bir daha geri gelmediği bir doğum günü; bir ömre karşı on yenileme; altı kez çalınan ve cevabın üçüncü çalışta değiştiği bir kapı zili; altında bir kayıt duran ücretsiz bir saat; iki yüz kırklık bir ücrete karşı iki yüz altı kelime.
Şekillerin gösterdiği, düzyazının esirgediği şey şu: toplamlar hep görünür ve hiç söylenmez. Ucuz Kelimeler size açığı hiç söylemez. Bir annenin elindeki bir sayıyı, bir ücretin istediği bir sayıyı ve panonun seneye isteyeceği bir sayıyı tek cümlede verir, ve çıkarmayı okura bırakır — annenin mutfakta yaptığı çıkarmayı. Üç çubuk olarak çizilince hikâyenin bütün zalimliği tek bakış.
UYUŞMAYAN SAYIMLAR
Bir örüntü erkenden yerleşir ve kitabın geri kalanında tutar: iki taraf aynı şeyi saydığı her yerde uyuşmazlar, ve kaydı olan taraf kazanır. Vinç operatörünün elleri yirmi üç diyor, çizimler on dokuz diyor. Bir günlük dört kaldırmadan söz ediyor ve iki tanesini gösteriyor. Bir kayıt, yenilemeler durduktan sonra bir dönem boyunca bir ismi okuyor.
Şekiller o uyuşmazlığın biçimini hiçbir cümlenin kılmadığı kadar okunur kılıyor. Uyuşmazlık hiçbir zaman tek cümlede değil. Birinci sayfadaki bir sayıyla dördüncü sayfadaki bir sayının arasındaki boşlukta.
VE SAYILMAYAN BİR ŞEY
On iki saniyelik ışıklı cam, fünikülerin iki vagonunun geçtiği yer. İlk on hikâyedeki kaydı tutulmayan tek buluşma, ve birinin karşılık verdiği tek buluşma.