Ana sayfa · Oku · Öykü 38 English

Öykü 38 / 49

Mucizeler Dairesi

Bu öyküyü dinle

Makine okuması — nöral bir ses, yazarın sözleri olduğu gibi. Aşağıdaki metin kitabın kendisidir.

Bakanlık, Ankara’da, sigara dumanı, fotokopi tonerı ve kimsenin inanmadığı bir daireye düşmüş devlet memurlarının bayat umutsuzluğu kokan bir binanın üç katını kaplıyordu.

Resmî olarak açıklanamayan atmosfer olayları dairesiydi burası. Gayriresmî olarak — önemli olan formlarda, yani hiçbir örgüt şemasında yer almayan bir ofisin mührünü yeşil mürekkeple taşıyan formlarda — Mucizeler Dairesi.

Kemal Bey kariyeri boyunca 11.247 mucize işlemişti. Çok yorgundu. Belinin altı, bakanlığın 2004’te verip de on dört resmî talebe rağmen değiştirmediği sandalyeden ağrıyordu; her talep “bütçe önceliklendirmesi” gerekçesiyle reddedilmişti, ki bu da bakanlığın “acınız kayda geçti ama finanse edilmeyecek” deme biçimiydi.

“Başvuru numarası 11.248,” dedi masasının karşısındaki kadına. “Lütfen mucizeyi tarif edin.”

“Kızım geri geldi.”

“Nereden?”

“Sekiz yıl önce gitti. Lizbon. Binaların fotoğraflarını yollardı. Kendi yüzünü hiç değil. Geçen salı kapımı çaldı. Cebinde bir taş vardı — gri, düzgün. ‘Ben limanım,’ dedi. Anlamadım. Akşam yemeğine kaldı. Perşembe gitti.”

Kemal Bey bunu yazdı. Daire belgelenme isterdi.

“Peki mucize?”

“Çorba içti. Sekiz yıldır benim çorbamı içmemişti. İki kâse içti. Fazla sıcak olduğunu söyledi; dört yaşındayken de böyle derdi. Mucize şu ki sekiz yıl iki kâse çorbanın içinde kayboldu ve biliyorum, geri gelecek — yıllar da mesafe de — ama çorba sürdüğü müddetçe yoktular.”

Kemal Bey formu damgaladı. Damga ağırdı — kariyerinden eski pirinç bir damga. Yeşil mürekkep. Dairenin mührü.

“Onaylandı,” dedi.

“Bu ne demek?”

“Bu, mucizenin tanındığı anlamına gelir. Bu daire tarafından. Adresi, bütçesi ve memuriyet dizininde kaydı olmayan bu daire tarafından. Dolayısıyla bu tanıma da gayriresmîdir. Ama dosya tutulacaktır ve dosya gerçektir. Günün birinde biri çıkıp da kızınızın çorbasının mucize olup olmadığını sorarsa, bunun öyle olduğunu teyit eden

— damgalı, imzalı, dosyalanmış — bir belge bulunacaktır.”

Kadın baktı ona.

“Bu çok tuhaf bir daire.”

“Bütün daireler tuhaftır,” dedi Kemal Bey. “Bizimki sadece bunu dürüstçe kabul ediyor.”

Kadın gitti. Kemal Bey sıradaki dosyayı açtı. Başvuru 11.249. İstanbul’da, kahve arabasından kehanetler çıkan bir adam. Kemal Bey bu başvuruyu kırk iki yıldır her sene işlemekteydi. Aynı adam. Aynı araba. Kehanetler hiç yanlış çıkmamıştı; bu da işin en şüpheli tarafıydı.

Formu damgaladı. Yeşil mürekkeple. Dosya dolabında DEVAM EDİYOR yazan bölmeye yerleştirdi. Uğuldayan tek dolap da oydu ayrıca — içindeki mucizeler henüz olup bitmemiş gibi, alçak ve sürekli bir titreşim. Kemal Bey uğultuyla ilgili bakım talebini 2009’da girmişti. Talep DEVAM EDİYOR dolabında dosyalanmıştı. Kendi soruşturması gereken mucizelerle birlikte orada uğulduyordu. Ofisin en büyük dolabıydı bu; SONUÇLANDI’dan, REDDEDİLDİ’den, BEKLİYOR’dan daha büyük. Çünkü Kemal Bey’in öğrendiği şey şuydu: mucizelerin çoğu bitmezdi. Sadece sürerlerdi; ısrarla, açıklama sunmadan, birilerinin inanıp inanmamasına aldırmadan. Işığı kapattı. Eve gitti. Karanlık ofiste dosya dolapları mucizelerini tuttu; mucizeler sessizliklerini, sessizlik de kendini.