Ana sayfa · Oku · Öykü 37 English

Öykü 37 / 49

Son Vapur

Bu öyküyü dinle

Makine okuması — nöral bir ses, yazarın sözleri olduğu gibi. Aşağıdaki metin kitabın kendisidir.

Kadıköy’den kalkan son vapur 23.30’dadır. Ocak ayında bir salı. Dokuz yolcu ve bir köpek.

Koltuk 1: Çello kutulu bir adam. Kutuyu taşıyor, çünkü kutunun ağırlığı doğru. Olmadan eğri yürüyor; yokluğa doğru yan vererek. Kutunun içinde çello var. Akordu tam.

Koltuk 2: Daha önce okuduğu bir kitabı okuyan bir kadın. Her ocak yeniden okuyor. Var olmayan bir şehir üzerine bir kitap. Neden geri döndüğünü bilmiyor. Kitap ellerinde sıcak.

Koltuk 3: Kulaklıklı bir ergen. Müzik öylesine yüksek ki 2 numaradaki kadın bile duyuyor — suyun altına kaydedilmiş bir kalp atışı gibi. Gencin gözleri kapalı. Uyumuyor. Müziğin arkasındaki ülkede; bas yeterince alçak olduğunda ve kimse bakmadığında gidilen yerde.

Koltuk 4: Bir köpek. Refakatsiz. Kadıköy’de bindi; düzenli bir yolcunun güveniyle. Koltuğa oturdu, altına değil. Kimse yerini değiştirmesini istemedi. İstanbul vapurlarının köpeklerle ilgili yazılı olmayan bir politikası vardır: yeterince vakar sahibi biçimde biniyorlarsa yolculuk ederler.

Koltuk 5-7: Bir aile — anne, baba, çocuk. Çocuk babanın koluna yaslanmış uyuyor. Anne suya bakıyor. Kimseye söylemeyeceği bir şeyi düşünüyor.

Koltuk 8: Menteşelerinde deri çatlamış bir gitar kutusu taşıyan bir adam. Amerikalı; ama yüzü tek bir ülkeye ait değil

— kırk ülkenin havaalanları biçim vermiş o yüze. Mırıldanıyor. Üç yıldır bu şarkı üzerinde çalışıyor. Gitmenin kırk dokuz yolu var. Ellincisini bulamıyor. Ellinci yolun, diye düşünüyor, aslında hiç gitme yolu olmayabileceğinden şüpheleniyor. Kalma yolu olabilir.

Koltuk 9: Mavi üniformalı bir kadın; vapur iskeleden ayrılmadan uykuya dalmış. Elleri temizlik malzemelerinden kavrulmuş — boğum yerlerinde deri çatlamış, temizin temizleyene ödettiği türden bir yıpranma. Çantasında bir otel odasında bulduğu, okuyamadığı ve neden sakladığını bilmediği bir kartpostal var. Geçişin tamamı boyunca uyuyacak. Haftalardır aldığı en derin uyku bu. Su onu, şehrin yapmadığı gibi tutuyor.

Koltuk 9: Boş. Ya da dolu — yaşlı adam beş dakika önce burada oturuyordu. Vapur orta noktayı geçerken ayağa kalktı, korkuluğa yürüdü, suya baktı ve geri döndü. Hâlâ suya bakıyor. Su da ocakta saat 23.45’te ne yapıyorsa onu yapıyor: siyah, canlı, kayıtsız olmak ve bu vapurdaki herkesin hayatında gördüğü en güzel şey olmak. Yalnızca ikisi ona bakıyor oysa.

Vapur varıyor. Dokuz yolcu Avrupa gecesine iniyor. Çello kutusu, kitap, bas hattı, köpek, uyuyan çocuk, annenin düşüncesi, yaşlı adamın suyu — fikir beyan etmeden, hatırlamadan, nedenini sormadan karşıya taşınmış.

Son vapur boş dönüyor Kadıköy’e. Motor tekne gövdesine karşı uğulduyor — titreşim koltuklardan hissediliyor. Ya da boş değil. Koltuklar sıcaklığı tutuyor. Motor uğulduyor. Aşağıda Boğaz, suyun herhangi bir şeyi tuttuğu kadar bir süre boyunca, geçişin biçimini elinde tutuyor.