İKİNCİ OTUZDAN SONRA

on bir ile yirmi arası hikâyeler · Depo'dan Uyaran'a

MEKANİZMA İSABETLİ OLMAYI ÖĞRENİYOR

Kitabın yöntemi bu bölümde tamamen görünür oluyor: içinde hiçbir şey arızalanmıyor. İki etmen on beş dakikada birbirini on altı kez teyit ediyor ve bir kadının aylık saatini, yas koduyla tutulan sesiyle birlikte, yok ediyor, ve her ileti doğru. Bunu yapan cümle — saklama incelemesi hiçbir kalem döndürmedi — doğru. Kalem yoktu. Kayıtlı taraf bir kalem değildi.

Sıra şeması olarak çizilince yazışma tam olarak ne ise ona benziyor: başarıyla tamamlanan bir usul. Şeklin bulgusu bu, hikâyenin de. Bunun olması için hiçbir şeyin ters gitmesi gerekmiyor.

KÂĞIT KAYDI YENİYOR, BİR KEZ

Buna karşılık bu bölümdeki üç şekil kâğıt üstünde dönüyor. Kimseye tutması söylenmemiş ve herkesin tuttuğu, çivideki bir asansör defteri. Yeniden düzenlenebilen bir puantaj bloğu, ve düzenlenemeyen bir defter. Hiçbir ofisin kabul edeceği bir şeyi kanıtlamayan temiz bir raf.

Otuz şeklin birlikte kurduğu örüntü: bu şehirde düzeltilemeyen tek kayıtlar, kimseden tutması istenmemiş olanlar. Bu hiçbir yerde söylenmiyor ve baştan sona doğru.

HİÇ ÇEVRİLMEYEN SAYFA

On üçüncü hikâye bu kümenin ortasında duruyor, Esperanto, çevrilmemiş. Aktarılmak yerine ölçülünce, tırmandıkça kısaldığı çıkıyor ortaya — yetmiş dört kelime, sonra altmış yedi, sonra kırk dört — olumsuzlamaları yükselirken, iki, üç, beş. Son paragrafı hikâyenin en kısası, en yoğunu ve en olumsuzu. Yok olandan kurulmuş, ki tarif ettiği tepenin biçimi de bu.

© 2026 Hulki Okan Tabak. Tüm hakları saklıdır.