Affedersiniz

Her evden çıktığımda bir tedirgin olurum. Alarm kurulmalı mı, anahtar yanımda mı, kapıyı kilitledim mi, ocakta tencere var mı, cam açık mı? Evhamlı sayılmam ama ya ütüyü açık unuttuysam. Allah korusun ütü çok tehlikeli. Öyle kendi kendine durmakmış, yatık durursa kapanırmış, sensör vesaire varmış, ben anlamam, korkarım.

Acaba açık unuttum mu diye takıldı o sabah da aklıma.

Çarşıda işimi hızlıca tamamlayıp eve döndüm. Kapıyı kilitlediğimden emindim. Yani öyle yaparım genellikle. Alarmı kurmadım, hemen döneceğim diye düşündüm. Fakat bu kapı kilitsiz yahu, sadece kilitlenmemiş değil, kilit yoktu kapıda. İttim, kendi evime anahtarsız girdim.

Salonda bir limon kokusu, oda spreyi mi sıktım diye düşündüm, bir de baktım pek tanıdık gelmeyen açık yeşil bir kavanoz içinde çok hoş mayhoş Bodrum Limonu esansı. İlginç..

Mutfakta bulaşık makinası çalıştırılmış. Yuh artık bunu da mı unuttum. Çöp yok, ben mi çıkartım? Salonda masada bir kağıt. Beyaz bir kağıt üzerine kırmızı rujla yazılmış iki kelime “Umarım Affedersiniz”.

Harfler çok düzgün, yanında da para var, biri not yazıp parayla bırakmış.

İçeriye yürdüm, yatak yapılmıştı. Hiçbir eşya (kilit dışında) eksik değildi. Kimse eve giren birini görmemiş. Şüphe çeken bir ses duymamıştı. Komşularım bunu yapacak yaşta veya yetenekte değillerdi. Kapıcı izindeydi. Evdeki para alınmamış, elektronik aletler yerinde, etrafa çeki düzen verilmiş, biraz para bırakılmış ve kilit alınmıştı.

Affetmem gerekenin ne olduğunu hala düşünüyorum. Bırakılan parayla kilidi değiştirdim ve merak ediyorum acaba fark etmediğim bir şey mi var yoksa bu bir şaka mı diye?

Dinle

Sesli okuma — yapay bir sesle, metnin yanında duran bir zemin. Asıl olan yazıdır.