Tanıdık Yüz

Pazar Günü Kulak Kabartmak

Yağmurlu bir Pazar öğleden sonrasıydı. Basketbol antrenmanım yeni bitmişti. Arkadaşlarım bahçede oyun oynamak üzere kalmaya istekli değillerdi.

Kendi başıma oyun zamanımı sonuna kadar kullandım. Bahçeden hafta sonu boş sınıflara girip çıkarak, koşturarak, saklanarak, tek başına mümkün azami azgınlıkla eğlendikten sonra babamla buluşma noktamız olan sınıfa doğru gittim. Eğer bahçeye çıkmamışsa bu köşe sınıfta beklerdi beni genellikle.

Kapıya yaklaşırken sesini duyduğum için yavaşladım. Biraz yüksek sesle konuşuyordu. Beni görmeden içeri usulca göz attım ama tam olarak anlayamadım ne olduğunu. Kendi kendine mi konuşuyordu? Sesini mi kaydediyordu? Telefonda mıydı birisiyle?

Kesinlikle en ufak bir ses bile çıkartmadan, sınıfın dışından dinledim babamı..

Karlı Günde Büyükada’da Karşılaşma

İnanması zor biliyorum. Bana da inanılır gelmiyor doğrusu. Ama oradaydı gerçekten, bir iki metre suyun üzerinde, büyük ama fındık faresi kadar sessiz.

Yılın o zamanında Büyükada’da olmak sıra dışıydı benim için. Evde yalnızdım, uyuyamıyordum. Saat neredeyse gece yarısı 3’tü, buz gibi kış havasında biraz yürümek için dışarı çıktım. Bir haftadır kesintisiz kar yağıyordu ve bahçe beyaza boyanmıştı. Komşuların olmadığı bir zamandı. Yolumu yıldızların sessiz ışıklarıyla buluyordum. Karın beyazında ayak izlerim, uzak ileride şehrin göz kırpan ışıkları, tepede yıldızlar eşliğinde bahçede yürüyordum. Karın beyazlığı sönük de olsa ışığı artırıyordu, gözlerim alıştıkça gece yarısından çok alacakaranlıkta olduğumu hissediyordum.

Oldukça yavaş ve dikkatlice deniz kenarına varıp iskelenin ucuna yürüdüm. Sedef Adası tümüyle karanlıktı ama siluetini geceye katılan ayışığı sayesinde görebiliyordum. O da Büyükada’nın yörüngesindeydi sanki ve de karlar altında beyazdı. Şaşırdım denizin buz tuttuğunu fark ettiğimde. On yıllar öncesinde Boğaz’ın donduğunu okumuştum ama benim için bu bir ilkti ve doğrusu inanmakta zorlanıyordum gözlerimin gördüğüne. Buza dokunmak üzere eğildim. Katıydı fakat beklediğim kadar soğuk değildi. Soğuğun ısırmaya başladığı ellerimin altında nabız atışı hissettim buzda. Canlı olduğunu düşündüm.

Saniyeler sonra karşımdaydı, bir iki metre suyun üzerinde, büyük ama fındık faresi kadar sessiz süzülüyordu. Gece yarısı tenha bir adada, kar altında ve komşusuz, büyüklüğü dışında fark edilir bir özelliği olmayan havada süzülen şeye bakmaktaydım. Penceresi yoktu, kapısı da, hiç bir yazı veya işaret yoktu üzerinde ve önceden gördüğüm şeylere de benzemiyordu. Etrafımı saran kış rengine dost bir renk, fark edilmesi zor fakat gerçekten orada.

Hem ürkmüş hem de delicesine merak içinde duruyordum olduğum yerde. İskeleye temas etmeden durdu ve nereden olduğu belli olmayan bir kapı açıldı. Kapıdan, yumuşak arka ışık eşliğinde zararsız gözüken birisi indi. Bu kişinin alet yardımı olmadan ve yere dokunmaksızın yaklaşık yarım metre havada süzülmesi dışında sıra dışı bir şey yoktu. Bana usulca yaklaşan kişi bildiğimiz insan şeklindeydi.

Saniyeler sonra büyük gülümsenin kapladığı sakin yüzüyle ve insanın içini ısıtan bakışlarıyla genç bir kadın duruyordu karşımda. Beni gördüğüne gerçekten sevinmiş gibiydi. Bu olay oldukça sıra dışı - fakat hayatın keyfi, kurallara istisna getirebildiğimizde çıkıyor ancak. Sürpriz, rutini kırmanın en iyi ilacı ve seni o kadar özledim ki kuralları biraz esnetmekten kaçınmadım.

Bunları sesli söylemedi ama bana bunları bir şekilde söylediğine eminim. Telepati veya metafizik bir açıklama getirmiyorum. Yine de bu sözler, daha doğrusu bu sözlerin hissi benle paylaşıldı bir şekilde. Bunlar bir kaç dakika içinde oldu ve şekil geldiği gibi esrarengiz şekilde süzülerek kayboldu.

Sabaha kadar uyuyamadım, hava izin verdiği ilk fırsatta da İstanbul’a geri döndüm.

Yıllar sonra tekrar o anı hatırladığımda, olanaksız gözükse de, hiç bir açıklamam olmasa da, sana olduğu gibi anlatıyorum olanları, biliyorum ki, eminim ki yıllar önce o karla kaplı gece karşılaştığım benim kızımdı. Artık kızım büyüdüğü için o anı hatırladığımda benzerliği görebiliyorum. Bu kadar, başka söyleyecek bir sözüm yok bu olayla ilgili.

Babam konuşmasını bitirdiğinde boş koridora doğru geri çekildim ve bahçede onun beni oyun oynarken bulmasını bekledim.

Dinle

Sesli okuma — yapay bir sesle, metnin yanında duran bir zemin. Asıl olan yazıdır.