Ana sayfa · Oku · Öykü 35 English

Öykü 35 / 49

Sesten Geriye Kalan

Bu öyküyü dinle

Makine okuması — nöral bir ses, yazarın sözleri olduğu gibi. Aşağıdaki metin kitabın kendisidir.

Annesinin sesi mart ayında bir perşembe günü kayboldu.

Sözlerin anısı değil — öğütler, azarlar, çocukluğundaki her ateşli geceye eşlik etmiş o tek ninni değil. Ama sesin kendisi

— tanesi, o özgül doku, annesinin sesinin bazı ünsüzlere takılıp kendi adında yumuşaması — gitmişti.

Ev telefonunu aradı — nisandan beri bağlı değildi. Kendi telefonunda herhangi bir kayıt, herhangi bir video, arka planda annesinin “onu yerine koy” ya da “yemek hazır” dediği, ya da sadece kendi adını söylediği bir şey aradı. Hiçbir şey bulamadı. Eski sesli mesajları açtı. Telefon “Kayıtlı mesajınız yok” dedi. Oysa on dört tane kaydetmişti. Telefon aksini söylüyordu.

Kardeşini aradı.

“Nasıl konuştuğunu hatırlıyor musun?”

Bir duraklama.

“Sıcaktı,” dedi kardeşi. “Kalındı. Hep gülmek üzereymiş gibi gelirdi.”

“Bu tarif. Bana ses gerekiyor.”

“Bende de yok.”

İkisi de hattın öbür ucunda sessiz kaldı; iki kişi, bir zamanlar bir sesi barındırmış olan boşluğu dinliyordu — biçimini o sesin verdiği bir sessizliği.

O gece 107.3 FM’i açtı. Bir kadın şarkı söylüyordu. Ses annesinin sesi değildi. Ama tanesi — bazı ünsüzlere takılışı, sonra yumuşaması — yeterince yakındı; kadın karanlıkta oturup dinledi ve bir saniye için — tek bir saniye boyunca, şarkıcının nefesiyle bir sonraki nota arasında — duydu onu. Annesinin sesini. Şarkıyı değil, sözleri değil. Taneyi. Ünsüze takılışı. Adında yumuşayışı; annesinin hayatı boyunca adını hafif yanlış vurgulayışını, vurguyu ikinci heceye kaydırışını, ve bir kez daha, yalnız bir kez daha o yanlış telaffuzu duymak için her şeyi — her şeyi — verebileceğini.

Saniye geçti. Şarkı sürdü. Tane kayboldu.

Kadın çok uzun süre kıpırdamadı.