A sütunu: Tarih. B sütunu: Yemeği kim yaptı. C sütunu: İlk özrü kim diledi. D sütunu: Yatakta eli ilk kim uzattı. E sütunu: Yüzünü ilk kim çevirdi.
Tablo şaka olarak başlamıştı. Evliliğin üçüncü ayında, bulaşıklar üzerine çıkan bir kavganın ardından — bulaşıkların kendisi üzerine değil, bulaşığın ilkesi üzerine; yani fark etmenin ilkesi, yani aşkın bir duygu mu yoksa bir pratik mi olduğu ilkesi üzerine — yeni bir belge açıp başlıkları yazdı. Ona gösterdi. Kadın güldü. O güldü. Dosya EV İŞLERİ klasörüne atıldı ve unutuldu.
O unutmadı.
Altıncı ayda on dört sütun olmuştu. F sütunu: Eve geliş ile ilk söz arasındaki dakika. G sütunu: Fiziksel temas başlatıldı mı (E/H). H sütunu: Fiziksel temas karşılandı mı (E/H). I sütunu: Gülüş (sahici). J sütunu: Gülüş (performans). Aradaki farkı ayırt edebiliyordu. Hep ayırt edebilmişti. Bunun hem yeteneği hem de patolojisi olduğunu yeni yeni anlamaya başlıyordu.
İkinci yılda tablo, dizüstünden başka hiçbir iş için kullanmadığı bir tarayıcıyla erişilebilen özel bir bulut klasörüne taşınmıştı. Yedi yüz otuz satır vardı. Her satır bir gündü. Her gün ölçülmüş bir evlilikti.
Bundan şüpheleniyordu. Kanıtlayamıyordu.
D sütunu daha kötüydü. Fiziksel temas başlatıldı: grafik bir eğimdi. Uçurum değil — eğimler daha tehlikelidir, çünkü yavaştırlar. Uçurumu görürsün. Eğimde ise zeminin düz olduğunu sanarak yürürsün; ta ki dönüp baktığında başladığın yerin yüz metre aşağısına indiğini fark edene kadar. Düşüş mesafe değildir; yürümenin kendisidir. Her gün fark edilmeyen o alçalış; salı günü kadının koluna dokunmaması, onun bunu not etmesi, kadının not edildiğini fark etmemesi ve bu fark etmeyişin, L sütununda (duygusal karşılıklılık), geçen ayın dördü yerine beş üzerinden üç olarak kaydedilmesi.
Kadın tabloyu üçüncü yılda buldu. Bir tarif arıyordu — annesinin dört saat isteyen ve mutfağı insanların birbirini beslemeyi hâlâ önemsediği bir yer gibi kokutan kuzu yahnisinin tarifini — ve yanlış klasörü açtı. Kaydettiği bir tarife bakacaktı, yanlış klasörü açtı ve oradaydı: evlilikleri, nicelleştirilmiş, grafiğe dökülmüş; D sütunundaki düşüş eğrisi, sonradan ona söylediği gibi, “kötü haber sonrası hisse grafiğine” benziyordu.
Çığlık atmadı. Ağlamadı. Dizüstü açık hâlde mutfak masasına oturdu, her satırı okudu. Yanındaki kahve soğudu. Elini sürmedi.
“Ben senin için bu muyum?” dedi. “Veri mi?”
“Hayır. Sen…”
“D sütunuyum. Aşağı yönlü trendim var.”
Açıklamak istedi. Tablonun yargı olmadığını. Dikkat olduğunu. Ölçmesinin, bir şeyi elinde tutmayı bildiği tek yol olduğunu — sayılar olmazsa günlerin birbirine karışacağını, evliliğin de en çok korktuğu şeye dönüşeceğini: ölçülmemiş, incelenmemiş, yeterli bir şeye.
Bunu söylemedi. Onun yerine şöyle dedi:
“Özür dilerim.”
Kadın ekrana baktı. Grafiğe. İki insanın karanlıkta birbirine uzanma isteğindeki o kesin, korkunç, dürüst düşüşe; onun iş sunumlarından tanıdığı fontla çizilmiş düşüşe.
“En kötü tarafı,” dedi — burada sesi değişti, dürüstlüğün yaşadığı o kayda indi; sesin bodrumuna, rol yapmayan kısmına — “haklı olman. Sayılar doğru. Daha az uzandım. Uzaklaştım. Ve sen bana bir grafik gösterene kadar bunun farkında değildim.”
Dizüstünü kapattı.
“Ama senin tablonun sütunu olmayan şey şu,” dedi. “Sebep. Neden. Çünkü neden sayı değil. Neden şu: üç yıldır beni ölçüyorsun ve ben bunu hissedebiliyordum. Kayda alındığımı hissedebiliyordum. Sana her dokunduğumda, senin bunu not ettiğini hissediyordum; o not ediş dokunmayı değiştiriyordu, senin kaydettiğin de değişmiş dokunmanın kendisiydi. Kaydettiğin şey bizim evliliğimiz değil. Evliliğimiz artı ölçüm. Ölçüm de onu öldüren şey.”
Adam bunu düşündü.
Yazarken bu girişi anlamamıştı. Şimdi anlıyordu.
Mutfaktaki radyo — hep açık, hep 107.3 FM’e ayarlı, ikisinin de seçmediği müzikleri çalan o radyo — yavaş bir şey çalıyordu. Piyano parçası. Ne hüzünlü ne neşeli. Ölçülü. Her nota kesin. Notalar arasındaki her sessizlik kalibre edilmiş.
Radyoyu kapattı.
“Baştan başlayabilir miyiz?” dedi.
“Tablo olmadan mı?”
“Tablo olmadan.”
Kadın uzun süre baktı ona. Sonra masanın üzerinden uzanıp eline dokundu. Bu, onun artık tutmayacağı bir kaydın ilk girişiydi.