Sen
Karlı bir kış günü. Arabalar çalışmıyor. Toplu taşıma problemli. İşe yolun bir kısmını yürüyerek gitmek zorunda kaldığın için biraz geç kaldın. Yer yer üstüne kaplayan karı döke saça ilerlerken şaşkın gözlerle sana bakan güvenlik görevlisine selam verdin. Soğuk beynini mi etkiledi gibi bayat bir espri yaptın veya yapmayı düşündün. Bir kaç kat indikten sonra son yıllarını mutsuz bir şekilde geçirdiğin bölüme vardın. Koridorun sonundan köşeyi döndüğünde uzaktan masanı gördün. Orada oturmuş bir kulağında telefon, bilgisayara bakıyordun.
Şaşkınlığın kısa sürmedi. Olabildiğince görünmeden bakmaya gayret ettin, bu arada bir kaç masa ve çalışanı hafifçe ezip gülümseyerek. Karşında sen vardın, masadan çalışıyordun, üstüne aynı giysiler ve etraftakilerle senin ses tonunda bir sohbet. Bunun nasıl bir şaka olduğunu düşündün ama endişelenmiştin. Kocana ulaşmaya karar verdin, telefonda bu konuyu nasıl anlatacağını bilemediğin için yanına gitmeye karar verdin.
Yürüyerek 10 dakika mesafede bir hastanede resepsiyonda çalışıyordu. Hava şartlarından dolayı biraz uzun sürse de işte oradaydın. Ufak bir semt hastanesiydi bu bina. Gittikçe daha hızlı koşar adımlarla ilerledin. Uzaktan sevdiğin insanın yüzünü görmek bile rahatlatıcıydı. Heyecanlı heyecanlı bir şeylerden bahsediyordu. Tanıdık bir ifade bu diye düşündün. Bir kaç adım sonra önlerinde duruyordun. Kocan seninle konuşuyordu, çok samimi ve rahattı, seni görmemişlerdi. Benden önce nasıl geldi buraya diye düşündün. O kadar mı benziyor ki anlamadı sahte olduğunu diye mırıldandın. Bir adım atmakla atmamak arasında bocalıyordun. Sanki seni gördüler gibi hissettin, başlar ve bakışlar sana döndü ama bu arada harekete geçmiştin bile.
En yakın karakola doğru karda bata çıka bir yolculuğa başladın. Polisle o güne kadar bir işin olmadığı için adresi telefondaki haritadan bulabildin. Modern, camlarla kaplı çelikten yapılmış binanın girişini geçip şikayetini belirtmek için sıra numarası aldın. Beklerken ağlamamak için zor tutuyordun kendini. Gözlerin 1 numaralı hatta takıldı. Hafif kelleşen elli yaşlarında bir polis memuruyla konuşuyordun. Sana döndün ve işaret parmağınla seni gösterdin. İşe bu kadın, beni sabahtan beri işte ve kocamın yanında takip ediyor diyordu(n).
İkisi sana doğru yürümeye başladıklarında derin bir çaresizlik duygusuyla panik birbirine karıştı. Ben kimim, bu kadın kim, nereden çıktı diye düşünürken çıkışa doğru koşuyordun. Girişe doğru çıkmak için koşarken gözün bir aynaya takıldı, aklından geçmişti bir bakmak ama göz ucuyla da olsa kendini gördün.
Şaşırdın ama koşmaya devam ettin.
Eve geri gelmeyi başardığında nefes nefeseydin. Birkaç eşyamı alıp bir arkadaşıma, olmadı bir otele gideyim düşüncesiyle dolapları karıştırıyordun. Büyük dolabın sağ arka kenarında tanıdık gelmeyen büyükçe boş bir kutunun yanında aradaığın bavulu buldun. O sırada yatak odasının kapısının kapanmasıyla irkildin. Gülümsüyordun.
Akşam eve döndüğümde sabahki ani ziyaretin sebebini sordum. Seni özlediğim için gelmişim dedi. İnandırıcı olmasa da inanmak istediğim için gülümsedim. Polis aradı beni, seni sordular, karakolda bir kadın garip bir şeyler yapmış, iyi misin diye sordum. Gülümsedi, sessizdi ama gözlerinde tüm sorularımın cevapları vardı.