Rüzgar
Rüzgar mı alıyor beni deniz mi dalgalarda şarkılar duyuyorum köpükler arasında kapkaranlık bir kalabalığın artıklarında bir şehir duruyor soğuk ve sıcak dalgalarında sahte bir denizin boğuluyor gibi yapıyoruz terkedilmişler arasında her zaman olan her zaman aynı olanlardan uzaklaşmak için maviye tutunuyoruz beyaza boyanmış sarı yeşil ve boğuluyoruz.
Derinlerde bir yerde upuzun bir caddede her tarafta insan arayan gözler binalar ve kargalar görüyor yalnızca kargalar siyah giysilerini çıkartıyorlar yüzyılların şakası sona eriyor beyazlar içinde ve kahkahalar binaların camlarını kırıyor kimse bir şey demiyor kimse gözükmüyor derinlerde olmanın sarhoşluğu içinde kuşku içinde bok içinde yatıyor.
Birbirini geçmek isteyenler geçiriyor birbirine dokunmak isteyenler sokuluyor en güzel gördüğüne bayılıyor etrafında olup biteni gördüğünde tutamadığı alamadığı bulamadığı bilemediği vermediği öpemediği satamadığı kıramadığı unutamadığı bir parça için olsa da toprak şarkı aşk çocuk saçmalık nerede olduğunu bilmediği için bulamadığı.
Olduğumuz yerden çıkıyoruz sen o ben biz şu ve diğerleri zıplayarak koşuyoruz koşuyorum susuyorsun bakıyorsun düşünür gibi yapıp boğuluyorsun olur gibi yapıp bakıyorsun bakar gibi yapıp konuşuyorsun konuşmak yerine öpüyorsun çünkü ne söyleyeceğini kimse duymadan anlaşılmak istiyorsun söylüyorsun buluyorsun çünkü aramıyorsun bulduğunu düşündüğüm için buluyorsun keşfediliyorsun.
Rüzgar denize gidiyor bir yaz akşamı
Ben denize gidiyorum
Yolculuk denize başlıyor
Ve yol denizde bitiyor
Sonra tekrar bir rüzgar tekrar sorular yolcular yolculuklar.