Onlar ve Biz
Nereden geldiklerini bilemeyecek kadar uzakta kalmıştı evleri. Ne zamandan beri yolculuk yaptıklarını unutmuşlardı. Nerede olduklarının da bir önemi yoktu artık. Bir ara buradaydılar yine, burası her hangi bir yerdi onlar için.
Onlar, 350 milyon yıl önce zırhlı balıklara bulaştılar. Karada neredeyse hayat olmadığı için rahat davranıyorlardı. Yerleşiklerin gelişim düzeyleri dikkate alındığımda, yakalanma ihtimalleri sıfırdı. Başka bir uzay gezginine rastlamayı da milyonda üç ihtimal olarak hesaplamışlardı. Rahatladılar..
Plasodermler hedefteydi, Antiarkilerle başladılar ve zamanla Dunkleosteosların neredeyse tümünü ele geçirdiler. Balıkların üreme hızları Onları zorladı. Düşünen Hücre üretim süresinden önce balıklar çoğaldığı için hücre yoğunluğunu sağlayamıyorlar ve gittikçe kontrolü kaybediyorlardı. Enerjilerinin önemli bir kısmı da zırhlı balıkların beyin gelişimi yeterli olmadığı için paralel bir beyin sistemini parazitik olarak sürdürmekte kullanılıyordu.
Dinozorlara kadar farklı canlılarda geçirdiler buradaki zamanlarını. Karaya geri döndüler, yağmur ormanlarında milyonlarca yıl gözlem yaptılar. Bu zamanı yolculuk yeteneklerini geliştirdiler ve Evrenin Yaradılış Sırrı’nı araştırdılar. Yukatan’a meteor çarpacağını önceden hesaplamışlardı. Riske girmeye gerek yoktu, 66 milyon yıl sonra dönmek üzere başka bir gezegene doğru yola çıktılar.
Plan dahilinde buraya döndüklerinde hala aradıklarını bulamamışlardı. Yorulmaya başlıyorlardı ama Onlar için kavramlar insanlardaki anlamı taşımıyordu. Her zamanki gibi derslerini çalışmışlardı. Çinli bilge Konfüçyüs’ün sözlerini, Sun Tzu’nun Savaş Sanatını, Romeo ve Jülyetle birlikte Batı Yakası Hikayesini, Michael Jackson şarkılarını ve Orson Welles’in filmlerini kim bilir kaç kez incelemişlerdi.
En önem verdikleri kültürel başyapıt Don Siegel’in 1956 yapımı “The Invasion of Body Snatchers” filmiydi. Bu sayede bizlerin işgale hangi şartlarda hazır olacağımızı değerlendirebildiler. Kopyalama yönteminin zorlukları, biyolojik ve atık madde karmaşıklığı nedeniyle parazitik yöntemle işgalin en iyisi olduğuna kanaat getirdiler. Onların daha genç olanlarının da katkısıyla hazırlık safhasında buradaki önemli insanlara önceden bulaşıp ortamı hazırladılar.
Bugünden geriye bakınca, biraz da gülümseyerek, kimin önemli olduğuna karar verirken zorlandıklarını fark ediyorum. YouTube’da en çok seyredilen videoları, Spotify listelerini ve en pahalı sporcu transferlerini dikkate almışlardı. Brezilyalı futbolcular, Amerikalı şarkıcılar ve Hintli film yıldızlarıyla başlamıştı istila.
Bir kaç yıllık hazırlık, toplumun dikkatini dağıtmak ve sonunda milyonlarca konağa birden bulaşmak. O gün geldiğinde Rushmore Dağının arkasında özel olarak kamufle edilmiş iniş sahasına planladığı şekilde sorunsuz vardılar. Ronaldo ve Rhianna Onları karşıladı. Büyük salonda türün buradaki tüm üyeleriyle birlikte bulaşı planlarının üzerinden geçtiler. Amerika’dan hemen sonra 2 kola ayrılacak ve Atlantikle Pasifik geçişlerini benzer zamanda tamamlayacaklardı. En geç üç ay içinde gerektiği kadar bulaşma sağlanacak, üçüncü yılsonunda yüzde yüz dönüşüm ve ardından Düşünen Hücre üretiminde altı kat artışa ulaşılması.. Böylece Sırrı çözecek kapasiteye geleceklerdi. Arkalarında bıraktıkları çürümüş gezegenleri bir an bile anımsamadılar.
Hareket anıydı. Başlama komutu verildi.
Ama kapılar açılmadı.
Şaşırdılar.
Dışarıda kimse kalmamıştı. Haber verecek, yardım isteyecek bir başkası yoktu. Tüm güçleriyle buradaydılar. Hatta daha net olmak gerekirse bu grubun bildiği herkes Dünya’da Rushmore Dağındaki odadaydı. Bir kaç dakikadan fazla sürmeyen şaşkınlık yerini derin bir uykuya bıraktı. Oda bilmedikleri bir gazla doluyordu.
Yakınlarda bir gözlem odasında bazılarımız heyecanımızı bastırmaya çalışarak konuşuyorduk. Ele geçirdik hepsini, bu kadarını tutabilir miyiz kendimizi riske atmadan, ihtiyacımız olanları alıp burayı toprağa gömelim, aktarım mekanizması hazırlandı, onlara bulaşmak için ihtiyacımız olan her şey burada, bir kaç güne Onlar’a dönüşümü tamamlarız.
Onların sonu böyle geldi diye düşünüyorum. Biz onlara bulaştık. Aradan zaman geçti, aklım, aklımız karışık biraz. Evrenin Yaradılış Sırrı ile uğraşacak vaktimiz olmadı doğrusu. Bize göre gerektiğinde kutsal kitaplar, yetmediğinde teorik fizik olduğundan daha öncelikli konularla uğraştık. Bulaşma yeteneğimizle dünyayı ele geçirme planımızı uygulamaya başladık.