Kedi Rakibim

Konuşmaya Başladığında

Onun tepesinde oturuyordu. Arka bacaklarının üzerinde insan gibiydi, büyük bir yakut kolye, hafifçe bol, boynundan sarkıyordu. Tüyleri parlak siyahtı, oldukça şıktı, elinde keskin bir bıçak bekliyordu oturarak.

Babamın gözleri kapalıydı, giysileri yırtık ve dağınık, nefesi şeytani kedi rakibin ağırlığı altında neredeyse duyulmuyordu.

Sana bizimle ilgili bir hikaye anlatacağım eğer ardından yazıp bir daha hatırlamamak üzere kaldıracağına söz verirsen dedi Kedi..

Hazine ve Macera

Geçmişimiz bayağı eskiye dayanıyor. Onunla bu işlere yeni başladığı zamanlarda tanıştık. Belçika’da, okült maltlar üreten birahanelerin en karanlığında karşılaştık. Ben gizli görevdeydim. Amacım analiz için bir örnek almaktı. O da büyük bir alıcı rolü yapıyordu.

Deri çantasında altın külçeler vardı. Çoğunluğu sahteydi ama gerçek olanları ilgimi çekmeye yeterliydi. Lanetli maltı bulamadığım için altını çalmayı tercih ettim. Bunun üzerine babanız tarafından dünyanın bilinen yarısında ve daha sonrasında bilinmeyen yerlerde her nasılsa bitmeyen bir takibe maruz kaldım. Bu arada da birahanenin de yandığını söylemeliyim. 19uncu yüzyılın sonlarıydı ve sinirlerimi kontrol etmekle ilgili bazı sorunlarım vardı.

Antwerp’ten kuzeye doğru devam ettim. Gemiye binmek için Skagen’e kadar gittim. Şans eseri onun da orada olduğunu ve sıradan bir tayfa olarak gemiye katıldığını fark edebildim. Neyse ki kaptan eski bir dostumdu ve gemiden filikayla kaçmamı ayarlayan kadar babanızdan uzak durabildim. Kara yoluyla Tromso’ya vardığımda neredeyse donmak üzereydim. Oradan İskelet Gemiyle Barents Denizi ortasındaki Gizli Ada’ya yolculuk yaptım.

Gizli Ada, katılımı sağlanmış (inisiye olmuş da diyebilirsiniz) olanların eğilimlerine bakmaksızın bir araya gelebilecekleri tarafsız bölgelerin en önemlisiydi. Yeterli kaynağa sahip olanların, başka hiç bir yerde bahsi geçmeyen Sabara gibi bölgelere gidebilecekleri ulaşım bağlantılarına sahipti. Ondan kaçmayı başarmıştım çünkü o zaman Gizli Ada’ya gelecek imkanlara sahip değildi veya izimi gerçekten kaybettirmiştim. Her neyse orada uzun süre kaldım. Babanızla tekrar karşılaşmamız uzun yıllar sonra Büyük Savaş’ın ortasında Kabil’deydi.

Afgan kabilelerinin Almanlara destek vermesini sağlayamadıktan sonra bölgeden kaçtım, o da peşimdeydi. Ulanbator’da müthiş bir kavgamız oldu yumruk yumruğa ve ardından Sonsuz Mezarlığın yanındaki Ceset Yiyen Han’ında ölümcül bir kart oyunu oynadık. Ben kaybettim ve Sabara’ya gönderildim belirsiz bir süre için. Ancak babanızın sonraki yıllardaki gezisinden faydalanarak kaçmayı başardım.

Bunlar aile kurup yeni bir hayata başlamasından yıllar önceydi. Çatışmalarımız dışında işbirliklerimiz de olmuştu. Ona suikast görevinin verilmesinden dolayı gerçekten üzgünüm – neden şimdi, neden her şeyden vazgeçtikten, sizlerin babası olduktan sonra böyle bir şey oluyor bilemiyorum.

Neyse görev görevdir dedi bıçağı ölümcül darbeyi vurmak için kaldırmadan hemen önce.

Uzun konuşmak dikkatini dağıtmıştı. Babamın göz kapaklarındaki hareketliliğe dikkat etmemişti. Babam Kedi’nin yakut kolyesine neredeyse atladı diyebilirim. Anlayamadığım bir dilde bağırarak asıldı kolyeye ve kopartmayı başardı. Kedi çığlık attı, ağladı, lanet etti, kıvrandı ve sanki sona doğru gülümsedi hafifçe. Sonrasında artık yoktu..

Günler sonra hastane yatağında ablam ve annem dışarı çıktığında ona sormaya karar verdim gerçekte ne olduğunu. Tam anlatmaya fırsat bulmuştu ki kapı açıldı ve uzun boylu, yapılı, güzel bir hemşire içeri girdi. Bu esnada odadan dışarı çıkarılırken beyaz gömleğinin kıvrımları arasında belli belirsiz parlayan kırmızı bir taş dikkatimi çekti.

Dinle

Sesli okuma — yapay bir sesle, metnin yanında duran bir zemin. Asıl olan yazıdır.