Sabah
En olmayacak şeylerden biri o sabah oldu.
Saat 6:55’ten itibaren her gün yaptıklarını tekrarladı. Sürünerek kalktığı yataktan uyuklayarak giydiği kıyafetlerine uzanan sersemliğini, dünden kalan kırıntılarla doldurdu.
Kapıdan çıktığında; anahtarı unutmadığı, camları kapattığı ve telefonu şarja koyduğu için mutlu olabilirdi ama bir gün önce olduğu gibi bunların tekrarın tekrarından farkı yoktu.
İki kat merdiven indikten sonra sokağa çıktı. Ara sokaktan ana caddeye yürürken sessizliği fark etmedi çünkü havalı beyaz kulaklıklarını aramakla meşguldü.
Metro istasyonuna vardığında kimseyi görmemişti. Telefonda gezindiği için ne oluyor olabileceğini fark etmediğine şaşırmadı bile. Kendine bu soruyu sormamıştı ki..
Vagonda tek başına olmasına güzel tesadüf diye baktı. Herhalde Koronavirüs sonrasında herkes daha az sokağa çıkıyor diye düşündü. Dün de aynı şeyi düşünmüş olabileceğini düşünecek oldu ki fazla geldi.
İşyerine geldiğinde kimseye bir şey demeden masasına geçti. Eğer kafasını kaldırıp baksaydı da etrafta kimsenin olmadığını görecekti. Şehir merkezindeki en yüksek binanın 650m2’lik yirminci katında yalnızdı.
Yine de kaldırmadı başını..
6:55’te bir başka yerde bir başka insan yine aynı şeyleri yapmak üzere sabaha kalktı. Biri ofise, biri ayakkabı fabrikasına, bazıları okullara, bir kaçı mahalledeki dükkanlara dağıldı. Kimse kimseyi görmedi, kimse kimseyi görmediğini fark etmedi, herkes kendi şehrinde kendi başınaydı.