İkinci Kitap

2004 – 2006 · 75 şiir

Bütün kitap tek sayfada. Aramak için Cmd/Ctrl-F.

1. AYIK KAFA

Yusyuvarlak dünya Geometri yanılsaması

Yaşamlarımız Kopyası yaşananların

Ayık bir kafa Aslında kayıkta Ve kayıkhanede bekler İtin teki ev köpeği edasıyla

Ocak 2004

2. DA DA DA

Anlatamadığın zamanları kısaltmalarla anlatmanın peşine düştüğünde Yanlışlamaları çevrendekilerin, beklentileri büyüdüğünde Sen karıştığında geleceğine ki o zaman bugünün esir kaldığında Da

Da

Da

Da

Diye uzattığında uzadığına uzandığında

Anlatamadığın zamanlar aslında anlaşılmak için çabaladığında

Da da da

Ocak 2004

3. KUŞAK DERDİNDE

Kuşak X Kuşak Y Kuşak Z Kara kuşak bilmemne

Hangi kuşaktan olduğumu bilmediğimden Aramaktayım uşağımı

Ocak 2004

4. Bahçede doğalgazın geçtiği yerde bir beton yarık var. Eskiden ve…

Bahçede doğalgazın geçtiği yerde bir beton yarık var. Eskiden ve bugün aygazların durduğu bahçede. Bahçe geçmişte girişi apartmanın. Yani ön kapısı aslında, sokak kapısı buranın. Sonra topoğrafya değişmiş, ön kapı benim bildiğim ön tarafa gelmiş işte. Bahçede toprak az aslında fakat nefis bir erik ağacı var. Ağacın nefaseti meyvesinde sadece, cüssesinde değil. Toprak az bu bizim arka bahçede, herhalde kamyonla falan getirmişler eskiden. Yalnız sağında solunda ekili bir şeyler var, fışkırmış bir bitkiler. Ben eminim Raif Efendi’nin bir payı vardır bu işte. O da bahçe kadar eski ve özel. Bir de kediler var bahçede ve evde ki aslında onları anlatacaktım herhalde.

5. İNDİRGEME

Geleceğimi indirgiyorum bugüne Riskli ülkedeyim ne de olsa Yüksekçe bir oran kullanıyorum Faiz koyuyorum kırıntılarıma Ona buna kakalıyorum

Ocak 2004

6. YAŞAM YAPANLAR

Sanırdım ki bir şeyi on kere tekrarlarsam her halde öğrenirim Oysa hafızam reddediyor Mecelleyi kimin yazdığını hatırlamayı Anayasa Hukuku hocamı hatırlamak istiyorum Biliyorum ki Sait Güran hoca – unutulur adam değil hani – yine de her zaman anımsayamıyorum Geçen yıl İlter Hoca’yı gördüm Bilgi’de mezuniyette Merak ettim hatırladı mı beni elimi sıktığında Oysa ben hatırlıyorum Salık verdiğini bir miktar Osmanlıcayı eğer politikaya bulaşırsak diye Şule Kut’a rastladım iş için Ankara seyahatinde Arka koltuğunda oturuyordum Dayanamadım sordum Irak’a asker göndermek niye diye O eminim ki hatırlamaz oysa aklımda benim hep Yılsonunda hazırladığım raporum Kosova üzerine Onu da gördüğümde Bilgi’de, akademisyenlik ardına yöneticilik sorumluluğu binmiş üstüne Yalnız Binnaz Toprak’a korkunç mahcubum Master yapmak için Boğaziçi’ne başvurduğumda süreci devam ettirmedim diye Binnaz Hoca pırlanta, eşek olan benim burada Bir türlü dilim varmadı bir uğrayıp ben aslında MBA yapsam iyi olacak diye açıklamaya

Oysa hayatta ne kadar çok açıklama Bir o kadar çoğu da hayta

Hepsi bir özel kendi içinde ama geçen gece Rükzan Günaysu düştü aklıma Rastlayan varsa bu yazıya Robert’ten oradan buradan Ve tanıdılarsa onu okulda, unutamazlar asla Gecenin bir yarısı dedim ki içimden şimdi uğrasam hocama Biliyorum oturuyor Fenerbahçe stadının yakınında Hayattadır hocam dinçtir akıl verir aklıma Sorsam desem ne oluyor dünyaya, ne çok değişti geçen yıllarda Sonra çıkarken gece usulca belki sesli söylesem belki içimden Ama belli ki paylaşma ihtiyacıyla Hocam açıkçası bozulurdum siz uğraştıkça Doğruları aşılamaya o yıllarda Düşünürdüm ki özgürlük gelmeli en başta Şimdiyse hala genç yaşta ama anlayacak başta Rükzan hocam iyi ki girmişsin dünyama

Ocak 2004

7. ANNEME

Bilmez miyim sanıyorsun Tahini pekmezi eti sütü budu düşüncesi harcı çimentosu damı yağmurluğu esintisi çöreği böreği sevgisi sevgisizliği Temeli olduğunun birçok şeyimin Bilmez misin sanıyorum Asla sözcüklerle söylemeyeceğimi Yalnız geçen gün uçtuğunda koridorda Korkmadım aslında bir şey olacağına Bir an hariç Saat dört gibiydi telefonda Kimsenin cebi açık değil Erol enişte dışında O da demez mi Sümer arayacak biraz sonra Yani aslında sandım bir an orada Bir şey oldu da söyleyecek kişi aranmakta Bir tek Müge’ye bahsettim bundan şu ana Sana da yolluyorum bu yazıyla

Ocak 2004

8. SAÇMALIKLAR

1. Aslında bir aşk hikayesi yazmak istiyorum Kadınadamilebirliktegeceiçinde Onlar karışmış bize gidiyoruz teneke teknede

Aslında bir cinayet romanı çiziktirmek istiyorum K a t i l maktulünpeşinde Maktul dişçide çisini etmekte

Aslında bir kOrKu çizeri olmak istiyorum B i r a d e r l e rden sonra üniversiteli olmak babında Kah orda kah burada bir baltaya sap olamamış ama bıçağın tam ortasında

Son vermek bu yazıya aslında i s t i y o r u m tek geçiyorum sonluyorum sonlanıyorum

2. Gece beklerken yalnız Birlikteyken ise ne kadar hızlı Yalnızken bütün o düşünceler söylenecek sözler Hazır Olduğunda ise ki artık birliktesindir ve yalnız

3. Tez dediğin sensiz olmaz Ancak birlikte sentez

4. Kebap kebap Koca kebap Açım seni kovalarım kebap

Domtesli kebap biberli kebap Orda burda şurada her bi yerde sevap

Yanında ayran da versinler Zaten hayratsın ya Hayranın olayım kebap

Koş kebap gel kebap Selam dur niceleri oldu helak 5. Saçmak ve sıçmak Benzeşikbebunlar

Ocak 2004

9. GÜVERCİNLERE

Sayın güvercin başı Sizler için aldığım torbayı Büyükada’daki atlardan esinlendiğimi söylemek isterim Güzide adalar belediyesinin atlara taktığı bu faydalı nesneyi Bu balkonun sadrazamı olarak sizin de münasip yerinize iliştirmek niyetindeyim Madem tutabileceğiniz noktayı geçtiniz Lütfen bunu bir hediye olarak kabul ediniz

Ocak 2004

10. KIZIL KULE

Kızıl kule üstüme üstüme Geliyor Atlılar nehri Nehri geçiyor Çöl sıcağından Bozkır kışına yolculuğumuz Lanetli bir ok ucunda Sona eriyor

Şehirlerim kölelerim ordularım Kadınlarım altınlarım Bir ata soyu bu gece Yaydan fırlayan engerek bedeline bitiyor

Ocak 2004

11. SÜRPRİZ

Beklenmedik bilinenlerle bilinen sürprizlere bayılırım Biri tutar elimden boşlukta sallarcasına Kah lunaparkta kayıkta kah yıkık kulelerin ardında Biri eli tetikte kurusıkı Ya meydanda savaşta ya kerhane altında

Sürprizler beklenmelidir derim Beklenmeyen bildiğindir Bilmek sanmaktan gelir Sandığın anda da Yanıldığını bil

Ocak 2004

12. NEYZEN ÇİNGENE

Neyin şairi olmak isterdim ben Beceriyorsam neyi onun Neyzenim aslında ben Çingenenin ucunda

Benden olsa Olsa ki komik ve trajik Bendeniz tam bir trajikomik Palyaço bugünden sonra

Sözcüklerini kırmızı burnuyla yutmuş Koca ayaklarında küçük düşünceler

Ocak 2004

13. SEYAHAT ÜZERİNE

I. Düşünce treni Yalnızlığa Seyahat etmek boşuna Tek başına çıkınca

II. Oda gittikçe uzuyor gözlerinde Cam uzuyor açıldıkça Balkon uzuyor Uzuyor gölgeler ağaçların arasında Ağaçlar zaten öyle Sen geri dönmeyeceğin yolculuğuna Tarihin tüm uzayanları düşünüyorsun Elinde buzlu bir limonata

III. Her başlangıç bir terkediş bu diyarda Ucunda ayrılık oldukça her gidiş belki geri dönemeyiş Heyecanlı bu açıdan bakınca Her ne kadar belirsiz de olsa Bulduğunda bulunduğunda

Şubat 2004

14. Bir günün ortasında çiçek açtı dağın birinde koyun keçi çoban…

Bir günün ortasında çiçek açtı dağın birinde koyun keçi çoban bakarken göle yanaşırken ay güpegündüz Durdu Mehmet ve seslendi tepenin ardındaki köylülere

15. ZAFER

Başlatmadığın savaşı Bitiremediğin için Yorgun Zaferden Bihaber Bitkin

Nisan 2004

16. BARIŞ

Sınırın öte yakasına bakıyorum Her geçtiğimde bir parçam burada Bu ada böyle kaldıkça Ne evim ne yurdum yanımda

Sınırın öte yakasına sesleniyorum Geçen her gün umut bu yanda Tarihleri aşan ülküler geçmişte Yarınlar köşe başında Farkında olsana

Suyun öte yakasına dönüyorum Solum etim Sağım budum Kendimi bildim bileli buralı oldum

Nisan 2004

17. EDA’nın SORUSU

Neden yaşamadan öğrenilmesin ki diye sorduğunda Eda diyemedim ona ancak yaşadıkça göreceksin öğrenmediğini yaşadığında bile dinlediğini anlatıldığında sadece yaşadığında hissettiğini hepsini sırası gelince gelmeyince bir dilim ekmek ve bir iki öpücükle sıkıca harmanlayıp içerek bitirdiğini

Neden olmasın ki diye cevap verdiğimde Eda’ya aradan geçen düşünce kırıntılarının zamanından sonra Dikkati başka tarafta olmalı herhalde camdan dışarı pür dikkat bakmakta Sokakta kocaman bir ayaz bizi ağaçları sallayarak Selamlamakta Müge aşağıda gözleri bizde kapıyı çalmakta

Eda döndüğünde bana yeni bir soru sormaya

Ekim 2004

18. Hazin bir yolculuk bu yelkovanınki. Günün her dakikası akrebinden…

Hazin bir yolculuk bu yelkovanınki. Günün her dakikası akrebinden kaçmakla meşgul. Ne de zor bu yolculuk. Hem ne yaparsan yap sokulacaksın. Hem yol hiç bitmeyecek dön dolaş aynı yere geleceksin.

19. KÖPEK

Adam köpeği donuk bir ifadeyle süzmekteydi Saat gece Yer bir meydan büyük şehirde

Köpek şaşkındı derinden Hayalinde kim bilir ne vardı Belki bir sıcak barınak kış ortasında Belki bir parça yemek ya da bir eş Hava gece Yer bir büyük şehir meydanının ortasında

Adam doğruldu gerildi ve esnedi Deri ceketli hafif seyrek saçlı Ve sana defalarca anlatmama rağmen İnanmadığın gibi atladı Yani sıçradı köpeğin üzerine Isırmaya başladı Yer gece Saat gece yarısıydı

Mart 2005

20. ÖĞRENMEK

Ben ki ufukta kara göründü diyebilmek için Ne uzun yolculuklarda direklerden inmedim Ben ki demir almak üzere karada Günlerce gözüm gemide bekledim Ben ki öğrendim dedim Öğrenemedim ne gemisiz Ne de seyahatsız olabilmeyi

Mart 2005

21. DUYUYORUM

Sözler duyuyorum Sesler gibi

Cümleler dertler söylenmeler Dinliyorum dağınıklar Sesler seslenmeler

Bazen araya girmek istiyorum Her geçen gün daha az Daha azı için

Korkuyorum kendi sesimi kaybetmekten Kaybedildiğini gördüğüm için Bilemiyorum bunu bilmenin Neye yaradığını Anlatamıyorsan anlayıp anlamadığını

Sesler duymak istiyorum Sözler gibi

Mart 2005

22. DEMEK ÖLMEMİŞSİN

Demek ölmemişsin Kandırmışız kendimizi Seninle ilgili Hakkında bir çift laf edebilmek için Öldürmüşüz seni

Mart 2005

23. AYNI SORULAR

Yaş on yedi Kemal usulca tuttu elini “Başkasını düşünmen de aldatmak değil midir?” dedi Hani bin kez denmemiş Bin kez denmiyor gibi

Yaş on altı Selin düşünceli “Haklısın, benim için ikisi de aynı” deyiverdi Yani gerçekten çok düşünceli Çok dikkatli

Geçti sonra zaman Hep geçtiği gibi aradan Başka Kemaller ve başka Selinler geldi Bir başka yerde onlardan biri irkildi ansızın Yıllar öncesindeki soruyu hatırladı Ve bir daha bu soruyu sormayacağını düşündü

Bir daha ne o zamanki kadar emin Ne de şu anki kadar kendi düşüncelerine yabancı olmayacağını düşündü

Gün doğdu, bu düşünceleri unuttu Sabah küçük bir Kemal’i uğurladı hayata Aynı soruları sormaya Aynı yanıtları almaya

Mart 2005

24. İTİRAZ

Yaz amıyorum Sen inle Git meyeceğim Göt ürdüğün Yere

Mart 2005

25. BEKLERKEN

Beklerken duygulu duygusuz Kızgın körelmişliğe İstekli açmak için şişenin başını Kırmak ve parçalamak mantarı Ve uğraştıktan sonra içmekten de vazgeçmek Yeter ki akıtmak şarabı Beklerken hep duygulu olmak için

Mart 2005

26. YÜRÜDÜ

Yürüdü Yoruldu Bağladı Çözdü Ağladı Kızdı Bitirmek için başladı Başlamak için kararlaştırdı Kararlaştırmak için düşündü Düşünmek için doğdu Doğmak için doğurdu Kızdı Ağladı Bozdu Bağladı Dinlendi Yürüdü

Mart 2005

27. ÜÇÜ BİRDEN

Birinci: Hissetmiyorum Yazacak kadar Azmak istiyorum Yazamayacak kadar Usanıyorum Utanıyorum

İkinci: Yaşıyorum boyumca İki seksen evelallah Kaldırımlar beton Ellerde aseton Düşünüyorum Öyleyse bokum

Üçüncü: İzlemek geceyi tek istediğim gündüzleri Gece sürmeli tekmili gayrı ayrı bir dizi gibi Yorgunsam yorgunum Tasam yok ki varsın vurgunum Ahtapot balığı soframı süslerse İsterim bir de rakı olsun geceyse

Hep Birlikte: Bekledik bekledik Birbirimizi ezberledik Dervişin imdadına Berberi yetişsin dedik

Ağustos 2005

28. CEK GİT

Çek diyorum Bazen çek, bazen cek cek Patilerini ellerini gözlerini dilini partilerini pilini Hepsini çek Cekleri de yırt, git Cekistanda cek yatta çek çek dur

Ağustos 2005

29. (…)

(…)

Zamanın geçtiğini fark ettiğinde Artık geç olduğunu anlamıştı Geç olduğundan yapacak bir şey kalmamıştı Fişi çekti Ve yattı

Ağustos 2005

30. GÜNEŞLE KAFA BULMAK

Yağmur yağıyor düşlerime Issız bir adadayım Yalnız Doğa yanımda değil Mügeyle birlikte

Ayrıca denizde ve gökyüzünde Yengeçler sıraya dizilmişler kumda Satranç oynuyorlar taşlarla Kafamı kaldırıyorum güneşe bakıyorum Kafa mı buluyor benle diye Uzaktan gazoz satan çıplak ayaklı bir maymun geliyor

Yağmur yağıyor adada Bir barakadayım Müge dışarıda ıslanıyor Doğayı izliyor usulca Yağmur altında ağaçlara tırmanıyor yumurcak Hindistancevizlerinin amansız katili Müge dışarıda yürüyor İçeride yanımda ateşi dürtüyor sessizce Doğanın yanında hindistancevizlerinden kaleler yapıyor kumda

Dalgalar dalgın yağmurdan Islanmışlar Birkaçı kenara çekiliyor Silkindikçe silkiniyorlar köpek gibi Kafamı kaldırıyorum güneşe bakıyorum Tavandan bana sırıtıyor

Yağmur yağıyor bizim orada Evimizi görüyorum bulutların ortasında Etrafı sarılmış mahzun mahzun bakıyor bana Ne Doğa var yakında ne de Müge Arabayı sürmek benim işim bin bir gayretle Yaklaştıkça gülümsediğini görüyorum

Camlar hızla açılıp kapanıyor yağmurda Damlalardan kalpler saçılıyor havaya Yalnız yol bitmiyor bir türlü Yarısını aldıkça bakıyorum bir yarısı daha var alınacak Eve varmak için saatlerce günlerce uğraşıyorum Yorulmuyorum acıkmıyorum ama yolu bir türlü bitiremiyorum Sonra dank ediyor ve kafayı kaldırıyorum Güneşe bakıyorum Kaçacak delik arıyor

Ağustos 2005

31. KOCAMAN BİR SORU, KÜÇÜCÜK BİR KIZ

Doğa kalktı yataktan Gözleri buğulu buğulu bana sordu “Baba olmak nasıl bir şey?”

Duraksadım cevap vermeden Böyle büyük sorulara anlamlı cevap vermek gerek Aklıma takılmadı bile daha 24 günlükken nasıl sorduğu Hafifçe öksürerek cevapladım Sessizce dinledi beni ve sonunda O kadar güzel gülümsedi ki Ben cevabımı almıştım

Ağustos 2005

32. YALANCIKTAN

Tarihleri yalancıktan siliyorum Aslında günleri sayıyorum Delirmiyorum Delirmiş gibi yapıyorum

Eylül 2005

33. SALTANAT

Ordularına saldırın emrini Verdikten sonra Bir salkım üzüme doğru uzandı Kopan tanelerde Kopan kolları kafaları hayatları Harcadı Ganimetlerini kalan sağların Saltanat için harcadı Salkımı bıraktığında Kurumuş Kellesi Tahta bakmaktaydı Şaşkın Zayıflığa tahammülü olmadığını bilmediğinden Saltanatın

Eylül 2005

34. KAÇIK SES

Sesimi dinliyorum Koltuğun ardından Sesleniyor

Huuu huu

Gel lan buraya

Düşünüyorum Terbiyesiz it oğlu it Çeneni kapat da sen gel

Diyemiyorum

Sesimi aramaya devam ediyorum

Bir anda sırtıma tırmanıyor Kulağımın dibinde Arya söylemeye başlıyor

Gırtlağından tutuyorum o anda

Hap gibi yutuyorum

Bugün hala derinlerden birileri Şarkı söylüyor gibi oluyorum

Eylül 2005

35. BİLMEK

Tarif edilemez olan Aslında olmayandır

Olmak ancak bilirsen olur Bilmediğin yoktur

Eylül 2005

36. (…)

Ya zmak Yad ayaz Mama Kişte bit Ensık ıntımbu

Eylül 2005

37. ENGEL

Kalenin duvarlarına bakıyorsun Kan içinde bir geçmiş taşların soyundan geliyor Tahtın altında gıcırdıyor arkana yaslandığında Tebaan artık halk olmak istiyor

Bir ucundan bir ucuna imparatorluğuna bakıyorsun Kuzeydeki karlar yolları kapatmış varılmıyor Güneyde sıcak ve hastalıktan geçilmiyor Batıda sınır bir türlü çizilmiyor Doğuda düşman eksik olmuyor Bir ucundan bir ucuna gitmek istiyorsun Gidilmiyor

Asker isyan ediyor tez akşam Kelle arayışına sokaklar katılıyor Duruyorsun gelecekle geçmiş arasında Diyorlar Çekil de gelsin gelecek olan

Kalenin duvarlarıyla tahtın arasından kalkıyor Perdeyi açıyorsun Aradan çekiliyor Gelecekle halkın arasında isyancıları bırakarak kayboluyorsun

Eylül 2005

38. SONRA BAKMAK ÜZERE

Bakıyorum ülkeme bugün İyimser mi iyimser çevreler var Piyasalar coşmuş İş dünyası riskleri unutmuş Politika tek sesli bir kulvara oturmuş Not düşüyorum buraya Bu iş böyle gitmez olmaz arkası çok tehlikeli diye Daha sonraki yıllarda bakmaya Yalnız rica ediyorum Haksız çıkayım diye

Eylül 2005

39. RAHATSIZ

Rahat Sızsan Rahattan Salt Anattan Allahtan Korkulan Oluyor Sokulan Sokuşturulan

Kasım 2005

Fotoğraf — Hulki Okan Tabak
Fotoğraf — Hulki Okan Tabak

40. YAZMAK

Sözcüklerle oynamaya başladığında içini bir korku kapladı Gerçek ellerinde değişiyordu

İnandıklarını tek tek gözden geçirdi Hepsini yeniden yazıyordu

Kasım 2005

41. BUZDAN ÖLÜM

Yağmur kara çeviriyor dışarıda Bir taraftan sinsi bir ölüm yaklaşıyor buzdan adımlarla Soluğunu bile hissettirmeden sokuluyor Şekil değiştiriyor her geçen gün Son vuruşu altın olsun niyetine

Eczanelerde ilaç tükeniyor Ölüm her çağda olduğu gibi parayla ertelenebiliyor Kar bastırıyor ama kapanan yollar değil bizleriz burada Bir tutam aklımızı korku ve açlıkla yiyoruz aramızda Kendimize kızmadan önce kalan tüm kurşunlarımızı komşulara boşaltıyoruz

Birer birer geliyor haberler Bilsek de bunun sonun başlangıcı olmadığını yine de merak ediyoruz Başlıyor mu bitiyor mu diye bu meret Biz yine bildiğimiz gibi devam ediyoruz yaşamaya Buzun içinde sabırla bekliyor Ölüm kendini unutturuyor buralara

Ocak 2006

42. BIYIKLILAR

Bıyıklılara bakıyorum Sırlarını biliyorum Hepsi aynı berbere gidiyorlar Hepsi aynı paltoyu giyiyorlar Hepsi aynı şekilde yiyorlar Bıyıklılara bakıyorum Selamlayıp geçiyorum

Ocak 2006

43. FOTOĞRAFA AĞLAMAK

Kendi çektiğim fotoğrafa ağlıyorum Görüntü seni göstermekle kalmıyor ki Bir kapı açıyor içine dalıyorum Karşımda görmediğim detayları görüyorum Gördükçe senden çok kendime şaşırıyorum

Şaşırmak ağlatıyor beni bu zamanda Fotoğrafa bakıyorum

Ocak 2006

44. GERÇEK KUTUSU

Nasıl anlatırım sana Gerçeğin ne olduğunu bilmediğimizi Yıllarca doğru sandıklarımızın Aslında birer kabulleniş olduğunu

Bir kutu göstersem sana Her tarafı başka boyalı Desem ki bak nereden bakarsan başka bir kutu bu Demez misin bana her taraftan bakarım o zaman

Nasıl anlatırım sana

Ocak 2006

45. YALNIZ OLMUYOR

Kederini bir koliye sıkıca kapattı Olmadığını bildiği bir adresi koyu keçeli kalemle üzerine yazdı Postaladı

Akşam Sevinciyle baş başa otururken ne yaptığını anlattı Duraksadığını görünce şaşırdı Orasını burasını yokladı mıncıkladı Hadi bak işte beraberiz artık tasa dert filan falan kalmadı diye patlattı Sevinci kursağında kaldı

Ocak 2006

46. SENTEZ

Her tezin bir sentezi var ardında Her sentezde bir antitez Birlikte olmayınca olmuyor bu meret Antitezden kaçtıkça kayboluyor sentez

Ocak 2006

47. DURMAK

Boşluğa bakıyordu sessizce Günlerce saatler geçtikçe Biz aramızda düşündükçe

İlk sözcüğün ne olacağı Önemliydi bizim için İlk kiminle konuşacağı

O durdukça biz dönüyorduk Sürekli döndüğümüzden bihaber Dünya dengesini yitirmiş sanıyorduk

Boşluğa bakıyordu sessizce Aynı yerde aynı zamanda Zaman yere karışıyor Yer her yer oluyordu Günler saatler geçtikçe

Mart 2006

48. (((Önemli bir şeyler söyleyecek olmalı dedi biri

(((Önemli bir şeyler söyleyecek olmalı dedi biri Öteki büyük bir kederden söz etti Ben atıldım ve bu ancak aşk olabilir dedim Sen de seslendin ve bir şeyler söyledin

O durdukça biz düşünüyorduk Biri duruyorsa büyük bir şey olmalı diyorduk Her bir dönüşte gözlerinin içine bakıyorduk ilk sözcük için)))

49. KOYUNLAR

Çitlerin dışına çıktı koyun sürüsü Gözen ırak alana yayıldı usulca Yeşilde kayboldu aniden

En kıvırcık olanı dikkatlice etrafına baktı Çiftlik sakin kasaba sessizdi Güneş kaybolmakta ve rüzgar dingindi İşareti verdi

Koyunlar aceleyle postlarını çıkardılar İlk sıradakiler kurt postuna girdi Ardındakiler çoban urbalarını giydi En arkadakilerse o geceyi koyun olarak geçirdiler

Mart 2006

50. OYUNCULAR

Oyuncular dönmekte etrafımda Oyunlarından kovulmuş olmanın Ezikliğiyle aramaktalar Oynayacak bir başka oyun Oyuncusunu arayan oyunun peşinde Bir ömür geçirmek korkusu içlerinde Sağımda solumda sobe etrafımda pervane Oyuncular dönmekte

Mart 2006

51. İFADE

İfade güçlüğü çekiyorum Der demez bana sakinleştirici verdi İfade etmeye ihtiyacım kalmasın diye

Ağrılarımdan şikayet edecek oldum Bana bir sürü nasihat etti Ağrıdan beter olayım diye

Çıkıp gitmek için doğruldum Şikayetin neydi diye seslendi Biraz sertçe bakacak oldum Sensiz Boğaz çekilmiyor diyerek İlacı bir dikişte içti

Mart 2006

52. ŞAŞKINLIK ÇAĞI

Senden bir yürek çarpıyor bir kapı ardında Karanlık aydınlığa açılıyor gecenin yoksunluğunda Sesler geliyor bir taş atımı öteden Mesafeler belirsiz beklendiğinde kimsesiz Tek duyduğun bir nefes bir kapı ardında Tükenmesin diye uğraştığın her şey o an orada Kendinse eriyorsun zamanda Mum değiliz ki hep dibini aydınlatıyorsun Bittikçe çoğalmıyorsun, değilsin ne şiir ne Zümrüdüanka Olsan olsan meraklı bir çocuk şaşkınlık çağında

Mart 2006

53. ŞAPŞALLIK ÇAĞI

Şaşkınlık özlediğimiz bir anı Kapatırken dertlerle dolu bir zamanı Aralanmakta hala şaşkınlara Unutulmaz lezzete şapşallık çağı

Ve meraklı çocuğun kaybettiği sorular Neye şaşırdığımızı unuttuğumuz bir yaz Sonra bitmeyen bir sonbahar ülkemde Sonra hep aynısından var

Haziran 2009

54. DEHLİZDEN ÇIKIŞ

Sonu olmayan bir dehlizin Bile çıkışı olur Marifet sonunda aramamakta

Mart 2006

55. SÖYLEMEK

Söylemek istediğini Hiç bir zaman Söyleyemedi Ve hiç bir zaman Gösteremedi Göstermek istediğini İstemeye ihanet etmemek için Sormamaya yenik düştü Bilerek ve istemeyerek

Mart 2006

56. HEP HİÇ

Hep Bildi Hiç İstemedi

Mart 2006

57. DOĞA İLE AFRİKADA

Doğa ile Afrika’yı dolaşıyoruz Akdeniz kıyısından başlıyor yolculuğumuz İskenderiye’den Rabat’a deve sırtında gidiyoruz Doğa daha sekiz aylık deve sırtında sallandıkça uyukluyor Diktatörler geçiyoruz diktatörler çiğniyoruz yolumuzda Doğa kocaman gözleriyle dik dik soruyor bana Batı Trablus’ta Haritada kocaman bu ülkeler diyor ama yerden bakınca neden Benim oyuncaklarım kadar değeri yok insanların burada

Atlasları iniyor çıkıyoruz Sahil kentlerinde balık yiyor, turist merkezlerinde Alman ve Fransızlarla selamlaşıyoruz Herkes Doğayı soruyor bana Neden getirdin onu diyorlar yanında Yazmak için diyorum onunla birlikte yazıyoruz Kızıyorlar bana anlamıyorlar Doğa gülümsüyor boş ver diyor

Rabat’tan gemiyle Benin Porto Novaya yol alıyoruz Kıyılar ülkeciklerle dolu Doğa bazılarını birleştiriyor bazılarını bozuyor yol boyunca Çanağa benzeyen bir ülkeye hap şeklinde bir komşusunu sokuşturuyor Bu arada bir başka komşudan çığlıklar yükseliyor Güvertede koşuyoruz ve bir kan denizi içinde silahlar altın fildişi görüyoruz Doğa o gün oyuncaklarını denize döküyor Benle bile konuşmuyor

Nijerya’dayız sabaha Aklımız başımızdan gidiyor Ne dinimiz kalıyor ne kabilemiz kim olduğumuzu da unutuyoruz Nereye gittiğimizi de Aklımızda sadece petrol var bir de çantalar dolusu dolarlar Doğa basıyor kahkahayı bu sırada Bunların hepsi saçmalık diyor ben annemi özledim O hem Afrika’dan güzel hem de daha temiz diyor Kızıyorum kızıma Güzellik görebilenlerindir diyorum

Birbirlerine karışmış Kongolardan çocukluğumun gerilla hikayeleriyle dolu Angola’ya Ve Botsvana’yı geçiyoruz Nehirlerde timsahlar görüyoruz Doğa onlara kükrüyor Aslan benim kızım doğum itibarıyla ama aslanın aslını gördü Afrika’da Kükreyerek geldiğinde üstümüze apar topar kaçtığımda Doğa okşadı yelesini usulca rüyamızda

Johannesburg’u geçerken şapka çıkartıyoruz değişime Aklımızda soru işaretleri olsa da nadir bir gülümseme Ama Zimbabwe’ye uğramamakta kararlıyız Sebeplerimiz var kendimizce Desteklemiyoruz bazı herifleri kalan özgür irademizle Mozambik üzerinden Nairobi’ye giderken Doğa en sakin ses tonuyla dönüyor bana Buradaki milyonlarca Doğayı alan onlar değil mi baba diyor Buradaki milyonlarca Doğa toprağında kalsaydı Çiftçi olsaydı, mühendis olsaydı, öğretmen olsaydı Ben eminim ki her şey farklı olurdu Sen bana yapılanların bedeli olduğunu söylersin diyor duraklıyor Bu bedel kimin bedeli baba

Kenya’nın doğal güzelliğini unutmak için Somali’de ağlamak Etiyopya’da daha çok ağlamak gerekiyor Yolculuk artık iyiden iyiye uzadı canım eve dönmek istiyor Cep yakan cep telefonu faturasına iki çizik daha atarak Mügeyi arıyorum Eve yakınız Port Sudandan Cidde’ye geçip uçakla geliyoruz diyorum Burnumuza kan kokusu geliyor uçağa binmeden Doğa uzak gözlüklerini takıyor ve yüzbinleri namlunun ucunda görüyor Sen daha küçüksün diyorum gözlükleri hışımla alırken Dodi gülümsüyor Işığa uzanıyor Kapatıyor Tüm Afrika kararıyor Zenci oluyor

Mart 2006

58. AYAKLAR

Senin ayakların çok küçük Yalnız bedenine göre birazcık büyük

Mart 2006

59. ATLANTİS

Mu Mu Mu Muuuu Muu Muu Eğer Mu gerçekten varolmuş ise Ve Möö Möö Möö Möö şimdi aramızdaysa O zaman çıkarım çok basit İnekler safkan Atlantisli olmakta

Mart 2006

60. BALIK

Göl kenarında dediler sorduğumda Nilüferin üstünde İnanmadım vardığımda yolun Sonunda suyun büyüsüne

.

Yolu bildiğinde Gittiğin yerdir Yaptığınsa gitmek Yolculuk sonu olmayandır Gittiğin kendindir Yaptığınsa ölmek

.

Sordum o zaman Ölüm bir yolculuk mudur sence

Ölüm ölmenin bittiği duraktır sadece Fark eden her zaman yolcudur evrende Doğmadan önce ölmeden sonra devam eder kendince Yaşam bilenebilir anlamıyla sonsuzdur Ölüm anlaşılmayan bir yaşamdır bence

.

Durdum ve mavi denize baktım Dalgalar yeşillendi Kuşlar mavilendi Bulutlar sarardı Ve ben balıkları gördüm Şaşkın şaşkın bana bakıyorlardı İçlerinden biri uzandı ve dürttü beni Yanına yanaştığımda Kulağıma fısıldadı bunları

Mayıs 2006

61. MERSİN

Müge Mersin’de.. Doğa Mersin’de.. Ben Istanbuldayım.. Istanbul benim için Mersin’de..

Mayıs 2006

62. (İSİMSİZ)

Gözden ırak gönülden ürkek ölüyor Ülkede silahlar patlıyor karanlık adım adım yaklaşıyor Elimi uzatıyorum korkmamış gibi yapıyorum Elektrikler kesik karanlığı aşamıyorum Sesleniyorum Bekliyorum

Mayıs 2006

63. AY DEDE

Ay dede aydınlık dede Bulutları aydınlat hele Deniz kenarında seni Bütün çocukların beklemekte

Ay dede en yuvarlak dede Resimlere ressamlara İlham veren bir hergele Gel de gündüzle geceyi dengele

Mayıs 2006

64. SONDAN BAŞA

Son Başlangıcı olan bir çemberde Yuvarlanıyor Sonsuzluk döngüsünde Hareket Yalnız ve yalnızca var olanla Ölüyor Son başlangıcı buluyor ıssızlığında

Mayıs 2006

65. PERSPEKTİF MESELESİ

Sondan başa izleyelim dizileri Doğuya doğru koşup aynı yere gelmektense Batıya koşalım ve buluşalım

Ortaklık çok çeşitli şekillerde sağlanıyor Açlıkta da oluyor meret, toklukta da En iyisi biz toktan başlayalım da acından korka gelelim

Yerden bakınca gök gibi gözüken Gökten yere yatarak ve tersten bakınca G** gibi değil yer gibi gözükür

Doğruyu bir tek kendisi bilir Yalansa en kutsalından en bayağısına Milyonları dolduruşa getirir

Paylaşılmayan bilmek, bilinmeyen yer gibidir Mor fil dağın arkasında olsa da Gerçek sana aitse tekil yalan çoğul benimdir

Mayıs 2006

66. BÜYÜMEK

Sevgili Doğa Şimdi sen büyüyorsun Ben yaşlanıyorum Sen yaşlandığında Ben büyüyor olacağım

Kasım 2006

67. UYKU

Uykuyu deliyorum Deliklerinden geçip Gidiyorum peşi sıra dev cücelerin Duvarlar yapıştırdıkları büyük harfli yazılar Yollar kaygan ve parlak Bu karanlık gece olmalı diyorum Düşüyorum kalkıyorum Deliklerden geçiyorum Kah Beşiktaş kah kervansaray İri ayaklı düş cüceleriyle kağıt oynuyorum Biri kaval çalıyor başucumda Biri kuzu oluyor kaşığımdan Yemek yerken şaşırıp köpek gibi havlıyor Arkamda olduğunu hissediyorum birinin Konuşmaya başlıyor kalabalığa Önemli bir şeyler söylüyor ama ben ne orada ne burada Deliklerden uzakta Uyanmaya çalışıyorum

Kasım 2006

68. LİMAN ve GEMİ

Deniz karşı kıyıyı kaplıyor Sis denizi Yorgun çeyrek bir ay aydınlatıyor Önümüzdekileri

Ben yola çıkıyorum Sen zaten oradasın Gemi liman olduğu için orada

Saldığında gemiyi denize Sisin ortasına Dalgalar çıtkırıldım Kaptan pusuda Hedef orasıysa liman sanarak Toplamış iskelesini vardığında Şaşırarak sessizce haykırınca

Deniz sisi sarıyor Ay derinlikleri aydınlatıyor Karşı kıyı karanlıkta kayboluyor Liman bir başka yerde kuruluyor

Aralık 2006

69. YOL

Yol dediğin Kıvrılacak bükülecek Bölünecek kaybolacak Şaire seçenek ve pişmanlık Yolcuya heyecan ve yorgunluk Bırakacak

Düzlük Tuzak gitmeyen bir yere Düzlük Daire kendi çemberinde Düzlük Bitmeyen tekrar zinciri cendere

Aralık 2006

70. DANSÖZ

Havada asılı bir tepsi Üstünde oynayan bir dansöz Gelip geçen şaşkınlık içinde Fısıldaşmalar dansöz düşecek diye Tasasız dansöz işinin peşinde Tepsinin altını bilmemekle birlikte Dansı şahane

Aralık 2006

71. Denizin yakında olduğunu biliyorsun

Denizin yakında olduğunu biliyorsun Gidebileceğini biliyorsun Gitmiyorsun

Sıcak bir yaz sabahı Beyaz boyalı gri evlerin arasında kaybolmuş bir alan Adam durakladıkça zaman duraklıyor Isı gittikçe yükseliyor taşların arasından Bir sis bulutu olup adamı kaplıyor

Söylendiğinde, söylememiş kabul edilmek Sözcükleri tartmak cevabı tartabilmek için Yarışmak

Sıcak bir yaz sabahı Kimsenin olmadığı bir meydan Meyve suları, deri çantalar, müzik sesi Renkli terlikler, eczane ve bir adet sarı taksi Adam duraklıyor kendince anlam veremiyor Bilmediği bir şey mi yok, çünkü buna Emin olması imkansız, yoksa Bildiği bir şeyin olmadığını mı biliyor üzgün Bilmediğini bildiğini mi biliyor yorgun

72. ( … )

Sarhoş bir kedi fırladı balkondan aşağı Hayli yüksek bir sesle haykırdı Ayık köpekleri ihanetle suçladı

Aralık 2006

73. YENİDEN SESSİZCE

Sessiz sözcüklerle konuşuyoruz Siz bağırıyorsunuz haykırıyorsunuz tepiniyorsunuz Sessizce Dinliyorum sesinize İnanmak istiyorum

En büyük ve kocaman hediyeleri Kendime veriyorum Kucak dolusu sessizlik Sözcükler olmadan özgürce Anıyorum anırıyorum anlatıyorum Günlerce

Sonra Birlikte bir yerde her yerde Sessizce Önceden olduğu gibi yalnız Bir farkla Tepişiyoruz Sessiz ve beklentisiz

Aralık 2006

74. BEBEK-İM

Küçüksün çünkü yeni Sevimli ve taze Vazgeçilmez yani benim Bebeğim

Aralık 2006

75. AÇIKLAMA

Her zilin çalışında Seni düşünmüyorum baba Ama gördüğümde geldiğini Zıplayarak koşmak istiyorum Sen kollarını açınca bana Sana gelmemi beklerken Ben, heyecanla, aklımdakileri paylaşmak için Sağı solu gösterip başka bir dilde konuşuyorum Kapıp kucakladığında beni Mutluyum ve ısırıyorum Şaşırdığını görünce Seni öperek seviyorum

Aralık 2006

← İkinci Kitap içindekiler